GÜMÜŞHANE HALK KÜLTÜRÜ

Halk Hekimliği

Halkın olanakları bulunmadığı için ya da başka sebeplerle doktora gidemeyince veya gitmek istemeyince, hastalıklarım tanılama ve sağaltma amacı ile başvurduğu yöntem ve işlemlerin tümüne “halk hekimliği” denmektedir. Bu açıdan “hastalık” deyimi de alıştığımızdan geniş bir anlamı kapsar. Bununla sadece kişinin sağlık durumundaki aksaklıkları değil, kısırlıktan tutun da nazar değmesi gibi insanlardan gelebilecek kötü etkilere ve tabiat dışı varlıkların (cinler, periler, vb.) sebep olabilecekleri sakatlıklara kadar türlü bozuklukları anlamak gerekir.

Gümüşhane yöresi endemik bitki açısından Türkiye’nin en zengin bölgeleri arasında zikredilir. Hastalık sağaltıcı özellikler taşıyan ve ilaç yapımında kullanılan yüzlerce bitki Gümüşhane yöresinin Kelkit ve Harşit vadileri boyunca yükselen yamaçlara yayılmış durumdadır. Bu bitkilerin büyük bir çoğunluğunun hangi derde iyi geldikleri hususunda eski insanların muazzam bir bilgi birikimi vardı. Ne yazık ki bu bilgi birikimi “kocakarı ilacı” küçümsemesi yüzünden yeni nesillere aktarılamadı ve büyük oranda unutuldu.

Gümüşhane yöresinde bilhassa birçok tedavi uygulamasını gerçekleştiren ebe kadınların halk hekimliği bağlamında uyguladıkları birçok tedavi yöntemi ve ilaçları artık kullanılmamaktadır. Cin ve büyü gibi ruhsal durumlarla ilgili okuma, muska yazma, cin yakma, büyü bozma gibi birçok uygulamayı gerçekleştiren halk hekimleri mevcuttu. Kırık ve çıkık tedavileri için kendilerine başvurulan ve “sınıkçı” adı verilen ustalar babadan oğla geçen bilgilerle tedavi uygulamaları gerçekleştiren ocaklı kişiler olarak bilinirlerdi. Geleneksel bilginin canlı olduğu dönemlerde “kocakarı ilacı” diye küçümsenen bu tedavi yöntemleri son yıllarda “alternatif tıp arayışları” bağlamında yeniden ilgi odağı oldu.

Yörede, yurdumuzun hemen her yöresinde olduğu gibi son yıllarda insanlar, kendileri için faydalı olduğuna inandıkları bitkileri almak için aktarlara gitmektedirler. Bazı insanların daha hastalığın ilk aşamasında yani doktora başvurmadan aktarlara gittikleri görülmektedir. Bazı insanlar ise doktora gidip tedavi gördükten sonra bu tedavinin sonuçsuz kaldığı yani doktorların ve ilaçların dertlerine çare bulamadığı durumlarda, son bir umut olarak aktara gitmektedirler. Halk hekimliğinde bitkilerin tedavi etme yeterliliğine insanların nasıl baktıklarını gösteren bir efsane ülkemizin birçok bölgesinde olduğu gibi Gümüşhane’de de çok sıkça anlatılmaktadır: Bu efsaneye göre, Lokman Hekim, bitkilerin dilinden anlarmış. Bitkilerle konuşur, onların hangi dertlere deva olduklarını öğrenirmiş. Bir seferinde Lokman hekim bir çiçekten “ölümsüzlük ilacını” öğrenmiş, ama bir ırmaktan geçerken ilaç tarifini yazdığı kâğıt suya düşmüş.  Bu efsaneyi sıklıkla anlatan insanlar bitkilerde ölüm hariç her derdin ilacının saklı olduğuna inanırlar. Bu inanış halk hekimliği uygulamalarına önemli bir dayanak oluşturur.

Hastalıklar ve Tedavi Yöntemleri

Arı Sokması: Arı sokmasına karşı toprak çamur yapılıp arının soktuğu yere sıvanır. Tarladan sıcak taş alınıp arı sokan yere bastırılır. Arının soktuğu yer sıkılarak suyu çıkarılır. Yaranın üzerine bıçak ya da metal parçası tutulur. Arı sokması sonucu şişen bölgeye, sarımsak veya bakır konularak şişkinlik giderilmeye çalışılır. Arının soktuğu bölgeye çamur veya yoğurt da sürülür.

Arpacık: Arpacığa halk arasında itdirseği de denir. Arpacığa sarımsak soyulup ikiye kesilir sulu yeri sürülürse arpacığı iyileştirir. İtdirseğini iyileştirmek için kuru soğan pişirilip sarılır. Bir parça ekmek ısıtılıp göze konulur ve köpeğe atılır. Gözde arpacık çıktığında kırk defa göz kapağı kaldırılır. Göz çapaklanmasını önlemek için göze emzikli kadının sütü damlatılır.

Baş Ağrısı – Ateş: Hastanın ateşini düşürmek için vücuduna çiğ süt sarılır, vücuda pamukla sirke sürülür. Yüksek ateşi düşürmek için hastanın koltuk altlarına ve eklem yerlerine sirkeli bez konur. Ateşli hastalıklarda hastanın ateşini düşürmek için ılık duş yaptırılır, alnına ıslak bez koyulur. Baş ağrısını geçirmek için hasta hocaya okutulur. Saf sirkeye batırılmış tülbent başın etrafına dolanır, bağlanır. Baş ağrısını dindirmek için şakaklara salatalık, patates, soğan gibi sebzeler dilimlenip koyulur. Baş ağrısını dindirmek için ahlat kurusu (Fırıç) yedirilir. Baş dönmesini gidermek için yoğurtlu sarımsak veya ayran içilir.

Bel Ağrısı: Pöçük (kuyruk sokumu) batması ani bir hareketle olabilir ve bel ağrısına sebep olur. Pöçük sınıkçıya çektirilir. Bel fıtığını tedavi etmek için balık çiğ haldeyken ezilip bir gece bekletilir ve ardından bir bezle bele sarılır. Bel ağrıları için bel çekilir. Bel ağrısını geçirmek için şişe çektirilir, bardak bastırılır. Alabalık ortadan ikiye ayrılır, kılçığı çıkartılır ve bele sarılırsa bel ağrısına / fıtığına iyi gelir. Bel ağrısı için kalça üzerine karasakız yapıştırılır.

Burkulma – İncinme – Ezik: Çarpma veya düşme sonucu oluşan ezik ve morluklara çiğ et veya çiğ balık ezmesi sarılırsa kısa sürede iyileştirir. Vücudun herhangi bir yerinde oluşan eziği iyileştirmek için bir bardak kadar sıcak süte, biraz un, bol tuz, zeytinyağı karıştırılıp yoğrulur ılık ılık sarılır. Eziğe, çıkığa kuru üzüm ezmesi pişirilip ılık ılık sarılıp bir gece bekletilirse iyileştirir. Vücutta ezilen darbe alan yere yağlı hamur veya çiğ et sarılır. Çarpma veya düşme sonucunda oluşan vücuttaki ezikleri, yaraları iyi etmek için ekmek çiğnenip sarılır. Ezilme, burkulma ve incinmeler sonucu oluşan ağrı ve şişliklerin tedavisinde incinen, ağrıyan, şişen yerin üzerine hamur sarılır. Burkulan yer sabunla yavaş yavaş ovalanarak biriken kan dağıtılır. Burkulan ezilen yere zeytin çekirdeğiyle ezilip sarılır. Ayak ağrısında sabunlu ve sıcak suyla ovulur ve et sarılır.

Çıban: Derideki kıl keseleri veya bezlerinin hastalanması sonucu ortaya çıkan sızıntılı, ıslak kabarcıklara çıban denir. Vücudun herhangi bir yerinede çıkan çıbanın iltihabını kurutmak için o bölgeye sülük koyulur, sülük iltihaplı pis kanı emer. Vücudun herhangi bir yerinde çıkan çıbanı iyileştirmek için çıbana tatlı hamur sarılır. Çıbana iyileştirmek kara merhem sürülür. Çıbanı iyileştirmek için “havacıva” denilen bir karışım sarılır. Vücudun herhangi bir yerinde çıkan çıbanı olgunlaştırmak için kuru üzüm dövülüp sarılır. Çıban olunca çıban üzerine közde kızartılmış soğan konur. Soğan közde (sıcak külde) pişirilir, çıbana veya yaraya iltihabı toplasın diye sarılır. Çıbanı patlatmak için un, şeker ve ılık suyla hamur yoğrulup çıbana sarılır. Bu hamur bir gece bekletilir sabaha çıban patlar. Çıbanın iltihabını söktürmek ve iyileştirmek için dut yaprağının üzerine tereyağı sürülür. Şeker serpilip yaranın çıbana sarılır bir gece bekletilir. Ertesi gün yine aynı işlem yapılır. İltihap için; iltihaplı bölgeye tatlı bir yiyecek, lokum ve pestil sarılır.

Diş ağrısı: Diş ağrısı için pamuğa rakı damlatılıp ağrıyan dişe konur. Diş ağrısını dindirmek için ağrıyan dişe biraz pamukla tuz konur ayrıca sarımsakta diş ağrısına iyi gelir. Diş ağrısı çekiliyorsa ağrıyan dişe karanfil (tohumu) koyulur.

Dolama: Şeytantırnağı veya parmağa iğne ya da kıymık batması sonucu, tırnak dibinde meydana gelen iltihaplanmaya halk arasında dolama denir. Dolamayı iyileştirmek için küçük bir soğan ateşte közlenir, ılık olarak dolama olan parmağa sarılırsa daha çabuk olgunlaştırıp iltihabını atar. Kahve kaynatılır, dolama olan parmak yanmayacak şekilde günde 3 kere kahveye batırılır.

El Çatlağı: Ellerin, güneş, soğuk, sıcak hava değişimleri suyla temas etmesi sonucu ellerin yıpranmasına neden oluyor. Ellerin en fazla etkilendiği bölüm ise dış kısımlar. Parmak araları ise çatlaklara en elverişli bölgelerdir. Meyve ve sebze özleri el derisini yumuşatır. Karasakız eldeki çatlaklara ısıtılarak damlatılıp belirli bir süre çatlak olan kısımda kalır.

Göbek Düşmesi: Aşırı halsizlik durumunda göbeğinin düştüğünden şüphelenen kimse yer döşeğinde üç kere takla atarsa göbeği yerine gelir. Göbek düşmesi ağır kaldırmakla olabileceği gibi korkudan da olabilir. Hasta açken göbeği çekilir. Göbek düştüğünde kasıklarda toplanan suyu, hastanın karnı sabunla ovalanarak dağıtılır göbeği yerine getirilir. Göbek bölgesindeki ağrılar için göbek düştü diyerek bir bardağın içinde yakılan ispirtolu pamuk bardakla beraber göbek üstüne ters çevrilerek batırılır ve göbek kaldırılır.

Güneş Çarpması: Kazana küllü su koyup güneşte ısıtılır, o suyla yıkanılır. Katıklı (ayranlı) suyla yıkanılır. Güneş çarpan kişi sirkeli suyla yıkanır. Yoğurt ve ayran yedirilir. Güneş çarpmış hastanın başı armut sirkesiyle yıkanır.

İshal-Amel: İshali önlemek için patates haşlaması yenir, demli çay içilr. İshali iyileştirmek için 2–3 kaşık kahve ile yarım limon suyu karıştırılıp yenir. Çay kuru halde yoğurdun içerisine katılarak yenir. Kavrulmuş, öğütülmüş kahve aç karnına yenirse ishal kesilir. Bal, soğuk su ile karıştırılıp etkisi görülene kadar düzenli aralıklarla içilir. Armut kurusu da hastaya iyi gelir.

Kabızlık: Kabızlığı tedavi etmek için zeytinyağı içirilir ayrıca makat bölgesine de sürülür. Makata sabun koyulur. Kabızlığı gidermek için kayısı, kompostosu, peltesi yenilir. Bağırsak rahatsızlıklarını tedavi etmek için sarı erik yenir. Bal, sıcak su ile karıştırılıp tedavide faydası görülene kadar içilmeye devam edilir.

Karın Ağrısı: Hastayı yatırıp karnına bir bakır tas koyulur. Karın ağrısını dindirmek için karına sıcak su torbası koyulur. Karın ağrısını tedavi etmek için saf zeytinyağına karabiber eklenip sırta göğse sürülüp bezle sarılır. Karın ağrısını dindirmek için karına bileki taş ya da gudu kapağı ısıtılıp koyulur.

Kulunç Ağrısı: Şiddetli ağrılara ve özellikle kalınbağırsak kaslarının kasılması sonucu meydana gelen ve omuz başlarında hissedilen ağrılara, halk arasında kulunç denir. Sırt ağrısı çekene oklavayla hamur açar gibi ovdurulur. Soğuk algınlığını ve kulunç ağrılarını gidermek için bir bilene bardak bastırılır. Kulunç ağrılarını gidermek için bir bilene kulunç deldirme işlemi yaptırılır.

Kırık – Çıkık: Kemiklerdeki kırık, çıkık, el ve ayaklardaki burkulmalarda yörede “sınıkçı” denilen kimselere gidilir. Çiğ yumurta unla karıştırılıp hamur haline getirilip çıkık olan yere sarıldığında iyileştirir. Kollarda veya bacaklarda çıkık olduğunda çıkık olan yer kalıp sabunla ovalanarak o bölgedeki kan dağıtılır. Sabunla yavaş yavaş ovalanarak çıkık yerine getirilir. Vücudun herhangi bir yerinde çıkık olduğunda tecrübeli bir kişi çıkan yeri zeytinyağıyla ova ova yerine getirir, sıkıca sarar. Kırık, çıkık olan yere iç yağ sarılır. Kırık çıkıklar için yumurta akı kırık olan yere sürülür, yağlı hamur yapılıp kırık yere bağlanır.

Kulak Ağrısı: Limon ve bal karıştırıp damla halinde kulağa damlatılır. Çocuğu olan annenin sütü sağılır ve ağrıyan kulağa damlatılır. Çocuk dünyaya geldiği zaman kulaklarındaki ağrıları dindirmek için çocuğun kulaklarına tuzlu tereyağı konur. Kulak ağrısı olunca kulağa tavşan yağı dökülür. Güveş kapağı ısıtılıp bir beze sarılarak ağrıyan kulağa tutulur.

Mide Ağrısı: Mide ağrısını gidermek için sıcak süt içilir.  Mide ağrısını tedavi etmek için papatya sıcak suda demlendirilerek içilir. Mide ağrısı çekene ballı süt içilir ya da şekerli su içirilirse iyi gelir. Yumurta sarısı, bal, tere yağ karıştırılarak yenir. Köknar ağacının sakızı bal ile karıştırıp hap yapılarak yutulur. Mide ağrısı için ısırgan otunun çorba yapılıp içilir. Mide ve bağırsak hastalıkları için yemliğin sütü çok iyi gelir. Mide bulantısı olunca nane ve limon kaynatılıp içilir.

Nasır ve Siğil: Nasır jiletle kesilip kemiğe yakın olan kökü kesilir. Soğan ortadan ikiye kesilir, çıkan suyu nasıra geçene kadar sürülür. Dilimlenmiş çiğ domates nasırın üzerine sarılırsa nasır yumuşatılır, daha sonra tutup kopartılır. Siğilleri yok etmek için arpa ezilip hamur haline getirilip siğillere sürülüp dua okunur. Bu uygulama üç çarşamba boyunca yapılır. Zabit kalemiyle siğil yazılıp dua okunur.

Öksürük-Boğmaca: Öksürüğü kesmek için çaya bal katılıp içilir. Çörek otu ezilip balla karıştırılarak yenildiğinde öksürüğü keser. Sıcak süt, bal ve karabiber iyice karıştırılıp içilirse iyi gelir. Nane kaynatılarak içilir. Tülbendi üç defa okuyup boğaza sararak, düğümlenip çözülür. Bu uygulamaya art arda üç gün devam edilir. Bu işleme boğdurma denir. Öksürük olunca ayva ağacının kabuğu kaynatılıp, içilir.

Saçkıran: Saç kıran yeniyse sarımsak dilinip saç kırılan bölgeye sürülür. Saç kıran ilerlemişse bakır bir kapta bir avuç sarımsak bekletilir, közde kömür olana kadar kavrulur, soğutulur, zeytinyağı ile merhem yapılarak saçkırana sarılır, ovalanır. Bu işlem akşamdan yapılır sabah yıkanır. Yüzde çıkan sakal kırana berberler çizik atarlar usturayla, sarımsak sürülür

Soğuk Algınlığı: Soğuk algınlığını tedavi etmek için kekik ya da nane kaynatılır. Turşu suyu içmek de iyileşmeyi çabuklaştırır. Süte biraz tuz ve karabiber eklenir ve kaynatılıp içirilir. Kuşburnu suyunu ve kökünü pişirip suyu içilir. Sırt ağrısı, kulunç ağrısı, öksürme ve özellikle soğuk algınlığında şişe çekilir. Şişe çekme, şişin ucuna ispirtolu pamuk bağlanıp ateşte harlanır çay bardaklarının içine sokulup çıkarılır. El çabukluğuyla ağrıyan yerlere basılarak yapılır. Bardağın içine dolan sıcaklık sırtı pompalar. Soğuk algınlığını tedavi etmek için bal ve tereyağı karışımı bir poşete sürülür ve sırta yakı gibi yapıştırılıp sarılır. Akşamdan sabaha kadar bekletilir.

Temre- Demrevi-Demroy: Terme, vücudun herhangi bir yerinde, çoğunlukla avuç içi büyüklüğünde, ciltten kabarık, kırmızı renkli, sulantılı olabilen, kenarları sınırlı ve kaşıntılı yaralara verilen addır. Sulu olanlarına “dişi”, sulantılı olmayanlara “erkek” denilmektedir.  Yörede temre, terma, demre, demrevi gibi söyleyiş biçimleri vardır. Temre hastalığını tedavi için belirli kişilere gidilir, o kişi, hastanın cildindeki temreli bölgeye kopya kalemiyle dua yazarak tedavi edilir. Dua okunarak, yaraya soğan sarıp tedavi edilir. Bal mumu sürülür. Yedi çift, bir tek arpa tanesi, bir demirin üzerine konulur ve eğişle üstüne bastırılıp yağı çıkartılır ve temre çıkan yere sürülür.

Uçuk: Uçuk çıkacağı fark edilir fark edilmez sabun ısıtılıp uçuk çıkan yere değdirilerek uçuk korkutulur. Korkudan veya nazardan çıktığına inanılan uçuğu iyileştirmek için herhangi bir tahta ısıtılıp uçuğa birkaç kere değdirilerek uçuk korkutulur.

Yanıklar: Yanıkları iyileştirmek için biraz kireçle zeytinyağı krem gibi olana kadar karıştırılıp yanıklara sürülür. Yanan yer hemen soğuk suyla yıkanır. Elmanın suyu, yanık olan bölgelere tedavi bitimine kadar sürülmeye devam edilir. Yanan yerin iyileşmesi için zeytinin çekirdeği kırılıp yanan yere sarılır.

 

Yara – Apse: Mısır püskülü sıcak suda demlenip içilirse vücuttaki suyu atar, ödem söktürücüdür. Çam reçinesi direk olarak yaraya sarılır. Tereyağı bal ile karıştırılarak yaranın üzerine sarılabilir. Yara veya kesiği iyileştirmek ve kanamayı durdurmak için yaraya kül veya tütün basılır.  Yara olan yerde kanı durdurmak için taşların bir birine vurularak elde edilen taş tozu basılır. Vücutta oluşan kesiklere kanamayı durdurması ve mikrop kapmaması için kül, tuz basılır veya idrar sürülür. İyileşmeyen yaralara köknar ağacının akıntısı, karasakız ve tereyağı karıştırılarak yaranın üzerine sürülür. Yaraya sarımsak ve yoğurt karıştırılarak sürülür.

Yılancık - Yel Girmesi: Cereyanda kalındığında vücutta oluşan ağrı ve sızılar halk arasında yel girmesi ya da yılancık olarak adlandırılır. Halk arasında, romatizma ağrılarına yel denir. Ağrıların tedavisi için hastanın üzerini seccade örtülür. Nas ve İhlâs surelerini okuyup hastaya şifa dilenir. Yel giren kısma yün sarılır. Bir bilene yılancık kestirme işlemi yaptırılır. Zeytinyağı ile yapılan masaj ağrıların azalmasını sağlar. Romatizması olanlar için; Balık yağı sürülür ve kızgın güneşe yatırılır. Alabalık yağı ile masaj yapılırsa kaslar gevşer, kireçlenme ve mafsal ağrısına iyi gelir. Havlıcan kaynatılıp macun kıvamına getirilir, romatizma olan yere koyulur.

Zehirlenme: Zehirlenmelere karşı, Zehirlenen kişiye bol yoğurt yedirilir. Tuzlu su içirilerek hasta kusturulur. Zehirlenen kimseye bol su içirilir.