GÜMÜŞHANE HALK KÜLTÜRÜ

Halk Takvimi ve Meteorolojisi

Halk takvimi, yöre insanlarının uzun zamana dayanan doğa gözlemlerinin sonucu olarak her yıl aynı dönemlerde yaşanan aynı olayları kaydederek, doğa ile mücadele edip hayatlarını sürdürürken faydalandıkları bir sistemdir. Bu takvime halk arasında; Ana-Baba Hesabı, Eski Hesap, Çoban Hesabı, Sayılı ya da Hesaplı adı verilmektedir. Halk takvimi, herhangi bir yöre insanının temelde kültürel miras olarak edindiği, uzun süreli deneyimlere dayanan zaman-hayat ikilisinin bir dizgesi olarak tanımlanmaktadır. Halk takvimi yerel özellikleri, takvimlerdeki gün veya dönemler ise ülke genelinde kabul edilen fakat yerele göre farklılaşan durumları ifade etmektedir. Herhangi bir sahada halk takviminin şekillenmesinde en önemli etkenlerden biride iklim koşullarıdır. Halk takvimi iklim ilişkisinde, yaşamsal etkinliklere doğrudan etkisinin fazla olması nedeniyle sıcaklık-halk takvimi ilişkisi ön plana çıkmaktadır. Halk takviminde yıl, Hızır günleri (Ruz-u Hızır, 6 Mayıs-7 Kasım arası 186 gün) ve Kasım günleri (Ruz-u Kasım, 8 Kasım-5 Mayıs arası 179 gün) olmak üzere ikiye ayrılmıştır.

Kış mevsiminin en ağır soğukları karakışın 20. gününden (miladi 4 Ocak) başlayıp, gücüğün 9. gününe (miladi 22 Şubat) kadar sürer. Tam 50 gün çeken bu soğuk günlere amansız elli denir. Kışın en sert dönemi 90 gün sürer. Aralık ayında başlar ve yörede Mart Dokuzu olarak adlandırılan 21 Mart tarihinde biter.

Abril beşi (miladi 18 Nisan) çıkmadan yaz gelmez. Bundan sonraki günler yaz günü sayılır. Mayısın yedisi kışın son soğuğudur. Miladi takvimde Mayısın 20’si yazın başlangıcıdır. Bu kabulü “Ver Hıdrellez’i veriyim yazı” sözü de destekler mahiyettedir. Gün döndü yaz, gün döndü kış: Eski takvim hesabına göre gündönümü Haziranın 12’sinde (25 Haziran) olmaktadır. “Günün dönümü, otun biçimi” denilerek biçim zamanının yani yazın geldiği vurgulanır.

Halk Takviminde Vakitler

Dışarıda olunan zamanlarda zamanı bilmek özellikle çobanlar için çok önemlidir. Çobanların zamanı bilmek açısından farklı yöntemler geliştirdikleri görülmektedir. Bu yöntemler içinde en yaygın olanı yaşanılan coğrafyadaki dağların ya kayaların gölge uzunluklarına bakmaktır. Çobanlar ve tarlalarda çalışanlar güneşin durumuna, gölgelerin uzunluğuna göre vakit tayin ederler.

Ayrıca yine çobanlara özgü olarak başka bir zamanı bilme yönteminden söz edilmektedir. Bunun için çoban elindeki değneği bir elinden diğer eline doğru çevirerek atar ve şöyle der:

"Zerdeste zerimdeste

Güldeste gülüm deste

Seni kim vurdu?

Çoban vurdu.

Ne için?

Babamın başı için

Öğle mi, kindi mi?"

Değnek hangi kayanın tarafına düşmüşse ona göre zamanın durumuna karar verilir.

Bir diğer uygulamada çoban elindeki değneği avuçlayarak ölçümler. Her avuçlamada aşağıdaki tekerlemeyi söyler: “Abdest ettim, namaz kıldım, öğlen mi ikindi mi?” Değneğin uç kısmına hangi vakit denk gelirse vaktin o olduğuna dair bir tahmin yürütülmüş olur.

Bir başka uygulamada da çoban elindeki değneği dik tutar. En alttan avuçlayarak yukarı doğru çıkar. Her avuçlamada şöyle söyler:

Kül dibi,

Külek dibi,

Seni kimler dövdü?

Hodaklar dövdü. ( Yörede hodak; bir şahsa ait hayvanları otlatan ve bakımını yapan kişiye denir.)

Ne için?

Azık için.

Öğle oldu mu, olmadı mı?

Eğer avuçlama değneğin en üst kısmıyla aynı hizada bitmişse; “ öğle oldu,” denir. Avuçlamada değneğin ucuna kaç parmak genişliğinde mesafe kalırsa öğleye o kadar saat kaldı denir.

 

İmsak: Ufka ilk aydınlığın değmesi imsak vaktinin işareti kabul edilirdi. Siyah ipliğin beyaz iplikten ayırt edilebilmesi de bir ölçüt olarak kabul edilirdi.

Sabah: Gökyüzünde beliren bu ilk aydınlık hali yörede "şafağın atması" olarak adlandırılmaktadır. Ancak bunun ötesinde sabahın ilk saatlerinde ötmeye başlayan horozlar, zamanın bilinmesi açısından kolaylık sağlamaktadır.

Kuşluk: Kuşluk vaktinin tam olarak bilinmesi için yörede güneşin "bir mızrak boyu" veya bir "ip boyu" yükselmesi ölçüsü kullanılmaktadır.

Öğle: Yörede özellikle dışarıda tarla, bağ-bahçe işleri yapıldığı sırada öğle vaktini bilmek önem kazanmaktadır. Öğlen vaktini eskiler yere değnek dikip gölgesine bakarak anlarlardı.

İkindi: İkindi vakti yöresel tabirle "kindi" olarak da adlandırılmaktadır. İkindi vakti güneşin ve gölgelerin durumu takip edilmek suretiyle anlaşılmaktadır. Gölge insan boyunun iki katı kadar olunca ikindi vaktinin girdiğine karar verilir.

Akşam: Akşam vakti, en belirgin olarak güneşin batışıyla anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra havada beliren kırmızı renkli bir görünüm, gölgelerin alabildiğine uzaması da akşam olduğunun en belirgin göstergeleridir.

Yatsı: Yatsı vaktinin tespiti için daha çok karanlığın tam olarak çökmesi ölçü alınır.

 

Halk Takviminde Günler

Halk takvimlerinde günler ekonomik ve sosyal yapıya bağlı olarak kimi zaman resmi takvimde olduğundan daha farklı adlandırılabilmektedir. Gümüşhane ili genelinde haftanın günleri içerisinde en belirgin değişiklik Perşembe gününde olmaktadır. Perşembe günü öğleden sonrasından itibaren Cuma akşamı olarak adlandırılır. Perşembe günü, hem peygamberin doğum günü hem de Cuma gününün arifesi olması sebebiyle önemli bir gün olarak algılanır. Bu bağlamda ikindiden sonra diğer günün başladığına inanılır. İkindiden sonrası bir sonraki günün akşamı olarak adlandırılır. Yörede günlere ilişkin değişik bir adlandırma da kurulan pazarlara göre olabilmektedir. Bununla ilgili olarak cumartesi gününe "Kelkit haftası", perşembe gününe "Şiran haftası", cuma gününe "Köse haftası", pazartesi gününe “Torul haftası”, çarşamba gününe “Kürtün haftası”, salı gününe "Gümüşhane haftası" gibi isimler verilmektedir.

April Beşi: Halk takvimindeki “Sayılı Günler”in biri de “April Beşi”dir. April beşi, Rumi Takvime göre nisan ayının beşinci günüdür. Miladi takvime göre 18 Nisan gününe karşılık gelmektedir.

Bocuk: Soğuk günü ifade eden Bocuk günü, zemheri dönemi içinde yer almaktadır. Soğuk dönem içinde böyle bir günün belirlenme ihtiyacının hissedilmesi en soğuk gün olması beklentisini getirmektedir.

Cemreler: Cemreler genel olarak ülkemizde şubat ayının sonlarından itibaren havada beliren sıcaklık yükselişini anlatan bir tabir olarak kullanılmaktadır. Cemreler birer hafta arayla önce havaya, sonra suya ve en son olarak da toprağa düşmekte, son cemreden itibaren hava sıcaklığı yükselmeye başlamaktadır. Cemreler çoğu zaman cemile olarak da adlandırılmaktadır. Birinci Cemre (havaya, 20 Şubat), ikinci cemre (suya, 27 Şubat) ve üçüncü cemre (toprağa, 6 Mart) şeklinde tanımlanır.

Haftamal: Haftamal, yöre genelinde çok yaygın olarak bilinmez. Unutulmaya yüz tutmuş sayılı günler arasındadır. Eski hesap olarak da adlandırılan sayılı günler içerisinde zikredilen iki soğuk dönemi adlandırmak için kullanılır. Mart ayının yedisinde küçük haftamal, on yedisinde de büyük haftamal olmak üzere iki soğuk dönemden söz edilmektedir.

Hıdrellez: Hıdrellez tarihi olarak 6 Mayıs bilinir.

Kocakarı Soğukları: Kocakarı Soğukları (Beldir Aciz) halk takvimindeki sayılı günler hesabına göre gucuk (gücük, gucik) ayının 26. günü ile mart ayının 4. günleri (11-17 Mart) arasında devam eden sayılı fırtınadır. Bu fırtına yaygın olarak kocakarı fırtınası olarak bilinmekle birlikte çok eski metinlerde ve bazı yörelerde “Beldir Aciz fırtınası” adıylada bilinir ve bu hususta şu kalıp söz yaygın olarak kullanılır: “Beldir aciz, yer gök taciz”.

Kurt Kızanları: Kurt kızanları tamamen yöreye özgü bir adlandırma olup kış mevsimi içerisindeki zamanı belirli bir soğuk dönemi anlatmaktadır. Kurt kızanları soğuklarının Şubatın son haftası ile Martın ilk haftası arasında kalan iki haftalık dönemi kapsadığı sanılmaktadır. Bu belirli soğuk dönemin "kurt kızanları" olarak adlandırılmasının sebebi ise aynı günlerin kurtların çiftleşme dönemi olmasıdır.

Mart Dokuzu: Halk takvimine göre dokuzlar olarak bilinen bir kavram bulunur. Dokuzların üç tane olduğu bilinir. Birinci dokuz yeni takvimde 21 Marta denk gelir. Bu miladi takvime göredir. Rumi takvime göre ise 13 günlük fark göz önüne alındığında 9 Marta karşılık gelir. İşte bu birinci dokuzdur. Yağmurlar, fırtınalar hiç eksik olmaz. İkinci dokuz ise 30 Marta denk gelir. Ama miladi takvime göredir. Rumi takvime göre ise 21 Marttır. Fırtına, kar yağışı ve soğuk yapar. Yeni uyanan ve tomurcuklanan ağaçlara ve yeni doğmuş oğlaklara büyük zararı dokunur. Üçüncü dokuz da miladi takvime göre 9 nisandır. Rumi takvime göre mart ayının sonlarına denk gelir. Baharın girdiği günlerdir. Fırtına yapabilir. Halk arasında “Mart dokuzu, dokuzun dokuzu, o da olmazsa otuzu” sözü ile önceki dokuzlarda fırtına yapmadıysa bunda mutlaka fırtına yapacağı, aşırı soğuk ve yağmurlar olacağı hatta kar bile yağabileceği anlatılmaktadır.

Mayıs Yedisi: Mayıs yedisi il genelinde baharın gelişini ve bir canlanmayı ifade etmektedir. Bugün içerisinde herhangi bir kutlama olmamasına rağmen, senenin iyi geçmesini, kötülüklerden korunmayı sağlamak üzere birtakım uygulamaların yapıldığı görülmektedir. Yörede mayıs yedisinde bir cadının gezdiğine, çocukları ve küçük hayvanları yediğine dair eski bir inanışın izleri görülmektedir. Bu durum ise yöresel tabirle "erüşük" olarak adlandırılmaktadır. Bundan korunmak için pencerelere, kapıların başına ve tarlalara kuşburnu dikeni asılarak korunmaya çalışılır. Kuşburnu çubuklarının da aynı günde evlere bolluk ve bereket, insanlara sağlık vermesi için kullanıldığı görülmektedir.

Pastırma Yazı: Pastırma yazı soğuk döneme geçişin yaşandığı Kasım ayında yaşanan mevsimsiz sıcakları ifade etmek için kullanılmaktadır. Pastırma Yazı, halk takviminde kasım ayında yaşanan mevsimsiz yüksek sıcaklardır.

Halk Takviminde Aylar

Yörede ülkemiz genelinde kullanılan resmi takvimin dışında, belli bir yaşın üzerindeki insanların bildiği, eskiden beri kullanılan takvime "gün hesabı" adı verilir. Bu takvime göre aylar bilinen takvimdeki aylardan on üç gün sonra başlamaktadır. Gümüşhane ili genelinde de ayların resmi takvimden daha farklı adlandırılması aşağıdaki görülmektedir:

 

Yerel Ay İsimleri

Resmî

Yerel İsmi

Ocak

Zemheri – Galandar

Şubat

Gucuk / Gücük/ Gucik

Mart

Mart

Nisan

Abril- Döl ayı

Mayıs

Çiçek Ayı

Haziran

Kiraz Ayı / Ot Ayı

Temmuz

Orak Ayı

Ağustos

Harman ayı / İstavrit ayı

Eylül

Gazel Ayı / Boş ay / Avara Ay / Darı Ayı

Ekim

Ceget ayı

Kasım

Koç ayı / Koç Koyan Ayı

Aralık

Sığır koyan / Karakış

Halk Metrolojisi

Yıldızlar: Hava "çakır yıldızlı" yani yıldızlar seyrek olursa ertesi gün havanın açık olacağına inanılır. Hava “çıngırak yıldızlı” ise, yani yıldızlar çok sık ve fazlaysa ertesi gün havanın bozuk olacağına inanılır. Eğer küçük ayı ve büyük ayı yıldız kümeleri birbirine çok yakın olursa hava soğur ya da yağmur yağar. Yıldızlar fazla ışık verirse, yağmur yağar. Hava gece yıldızsız, bulutlu ve gündüz sıcaksa, ertesi gün hava yağışlı olur. Yıldızlar parlaklığını kaybederse, don beklenir. Hava açık fakat yıldızların rengi soluk ise, birkaç gün içinde yağmur yağar. Gökyüzünde yıldızlar çok ve parlak olursa, kırağı düşer.

Ay: Ay hilal şeklinde olduğu zaman açık kısmı aşağı bakacak şekilde duruyorsa ertesi gün havanın güzel olacağına inanılır. Ay hilal şeklinde olduğu zaman açık kısmı yukarı bakacak şekilde duruyorsa havanın yağışlı olacağına inanılır. Dolunayda hayvanlarda bir tedirginlik hissedilirse bu, kötü bir şeyin olacağına yorulur. Ayın etrafında halka seklinde kırmızı, sarı, gri renkle karışık daireler görülürse, yazın kurak geçeceği, kışın bol yağışlı olacağı tahmin edilir. Ay sarı renkliyse hava yağmurlu, kırmızı renkliyse hava rüzgârlı, donuk renkliyse hava bozuk, tam ise havanın iyi olacağı tahmin edilir.

Rüzgârlar: Yörede özellikle hava tahminiyle ilgili olarak en çok rüzgârlardan yararlanılmaktadır. Bu anlamda en iyi bilinen rüzgâr "barhal" olarak adlandırılmaktadır. Barhal, kuzeyden esen sıcak bir rüzgârdır. Barhalın çiftçiye katkı sağlayan bir rüzgâr olduğuna inanılmaktadır. Özellikle harman savrulma işi sırasında barhalın estiği zamanlar tercih edilir. Barhalın kışın esmesi durumunda ise havanın nispeten ısınacağına, varsa eğer karların erimeye başlayacağına inanılır. Genellikle güneyden ve batıdan esen rüzgârların yağmur getireceğine inanılır. Yörede güneyden esen, yağmur getiren ve mahsuller için zararlı bulunan rüzgâra tersyel,  doğudan Bayburt tarafından esen ve yağmur getiren rüzgâra sarıca rüzgârı adı verilir. Şiran İlçesi Kırıntı Köyü'nün yakınında bulunan Döngel Tepesi'nden doğru batıdan esen ve mutlaka yağmur getiren rüzgâra Döngel rüzgârı adı verilmektedir.

Yağmura Yönelik Tahminler

Bir gün önce veya aynı günde havada boğucu bir sıcaklık hissedilirse yağmur yağacağı düşüncesi oluşur. Sabah erken saatlerde doğu tarafında bir kırmızılık görülürse aynı gün yağmur yağacağına inanılır. Kış mevsiminde akşam saatlerinde hava ayazlı ise ertesi gün havanın güneşli ve sıcak olacağına; ayazlı değil de ılıksa ertesi gün havanın yağışlı olacağına inanılır. Keçilerin kuyruğunu aşağı doğru tutması yağmurun yağacağı anlamına gelir. Arılar kovana fazlaca dolmaya başlamışlarsa yağmur yağacak demektir. Büyükbaş hayvanlar dışarıda otlarken kafalarını çok fazla havaya kaldırıyorlarsa yağmur kokusu aldıkları şeklinde yorumlanır. Karıncaların bir anda yuvalarına gitmeye çalışmaları da yağmurun habercisidir. Bulutlar Güneye doğru hareket ediyorsa yağış olmayacağına, bulutlar Güneydoğuya doğru hareket ediyorsa yağış olacağına inanılır. Bu durumu anlatmak için; “Bulut Şam’a rençper dama, bulut Muş’a rençper işe,” sözü söylenir. Koç katımından sonraki zamanlarda havanın soğuyacağına inanılır. Bunu anlatmak için “Koçu kat kapıyı kapat.” sözü söylenir. Yüksek dağların tepesine koyu bulutlar çöktüğü zaman yağış beklenir. Kaba yel eserse yağmur yağacağına yorulur. Kavaklar yaprağını tepeden dökerse, kısın sert geçeceği şeklinde yorumlanır. Bölgenin batısından bulut kabarırsa yağmur gelecek demektir. Güneşin batış yeri kızıl olursa, ertesi gün hava iyi olur. Öğle vakti bulut görülürse, gece yağmur beklenir. Siyah beyaz bulutlar birbirine karışırsa, dolu fırtına beklenir. Renkli bulutlar yağmur getirir. Hava açık fakat yıldızların rengi soluk ise, birkaç gün içinde yağmur yağar. Koç katımında, koç ilk olarak sürüdeki siyah koyunla çiftleşirse yağış az olacak demektir.

Kışa Yönelik Tahminler

Ağustos ayı ne kadar sıcak olursa, ocak ayı da o kadar soğuk olur. Temmuzda ne kadar sıcak olursa, şubatta da o kadar soğuk olur. Kavaklar yaprağını tepeden dökerse, kısın sert geçeceği seklinde yorumlanır. Karınca yuvasının kuzey tarafını yüksek yaparsa o sene kar çok yağar. Derelerde yosunun çok olması, “yarpuz” adı verilen bitkinin çok tohum yapması, eveleğin çok olması, pelit ağacında çok palamut (velan ) olması o yıl kışın sert geçeceği şeklinde yorumlanır. Kuşburnunun meyvesi çok olursa kış sert geçecek demektir. Kavak ağaçları yaprağını tepeden dökerse o yıl kış çok uzun sürecek, aşağıdan dökerse kış hafif geçecek şeklinde yorumlanır. Kavaklar birden sararırsa kış aniden bastıracak demektir. Ceviz ağacı çok meyve verirse o sene kış sert geçecek demektir. Serçeler dağlarda çok alçaktan uçmaya başlarsa kış erken bastıracak ve çok olacak denir. Eriğin bol olduğu yılda kışın sert geçeceğine inanılır. Ladin ağaçlarında çok kozalak olduğu zaman kış sert geçecek demektir. Yazın keçiler küme şeklinde bir araya yatarlarsa o kış hava soğuk olacak demektir. Dağınık yatarlarsa o kış iyi geçecek demektir. Kuşlar yüksekten uçarsa hava iyi olacak demektir. Alçaktan uçuyorlarsa soğuk olacak demektir.