ORDU HALK KÜLTÜRÜ

Halk Veterinerliği

Anadolu halkının veteriner olmadığı ya da veterinere ulaşamadığı zamanlarda veya veterinere gitmek istemediği durumlarda, hayvanlarını hastalıklardan korumak ve tedavi etmek için başvurduğu uygulama ve işlemlerin tümü halk veterinerliğinin konusudur (Kaya, 2011).

Kırsal kesimde ekonomik yaşam büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Bu yüzden geçimini ahırdaki hayvandan sağlayan Anadolu insanı, hayvanına evindeki insan kadar değer vermektedir (Dinç, 1971). Anadolu’ya gelmeden önce yaşadıkları yerlerde de başlıca geçimlerini hayvancılıkla sağlayan göçebe ve yerleşik Türklerin, hayvan sağlığı ile ilgili zengin bir gelenekleri vardır (Sırtbaş, 2016).

Yörede hayvanlar hasta olduğunda ya sahipleri ya da mahalleden veyahut da köyden kimseler hayvanların bu durumuyla ilgilendirdi. Bu ilgilenme faaliyeti alında bir nevi halk veterinerliği olarak kabul edilmektedir.

Nitekim bir tanıma göre halk veterinerliği “halkın hayvan hastalıkları hakkındaki görüş ve düşüncelerinin hasta hayvanları sağaltmak için kullandığı veya uyguladığı ilaç ve tekniklerin hepsine birden halk veterinerliği denilmektedir” (Dinç, 1971).

 Yörede uygulanan bazı halk veterinerliği uygulamalarına bakacak olursak;

Hayvana nazar değdiğinde bir erkek bir de kadın tarafından ekmeğe nazar duası okunur, bu okunan ekmek hayvana yedirilirdi.

Hayvanların ayakları kırıldığında kırılan ayağa hamur ya da et sarılır, kırığın olduğu bölge tahta ile sabitlenerek daha fazla zarar görmesi engellenmiş olurdu.

Diğer taraftan hayvanda meme hastalığı varsa hastalık olan meme sıcak bir bezle sarılır, bölge sıcak tutulmak suretiyle tedavi edilirdi.

Yine hasta hayvanın kulağından kan alınması, ishal hayvana kuru çay içirilmesi, hayvanın karnı şiştiğinde karbonat, yağ, şeker karışımı içirilmesi, zehir yiyen ya da zehirli ot yiyen hayvana yoğurt ya da şekerli su yedirilip içirilmesi hayvanlara dönük halk tedavilerine birer örnektir.

Memeleri iltihaplanan inekler için ineğin altına su konulması demirin kızdırılarak suya batırılması ve ineğin buhara verilmesiyle bu iltihabın iyileşeceği söylenmektedir.

İnekler alazlandığında yani bitkinlik ateş ve benzeri görüldüğünde yonga ile sarımsak püskülü, mısır unu, tereyağı, bal mumu, tuz bir közün üzerine koyulur.   İneğe tütsü yapılır. Bu şekilde alazlanma giderilmiş olur denilmektedir.

Yine ineğin göğsü şiştiğinde memelerinin ıslak havlu ile sarılması halk arasında bir tedavi yöntemi olarak geliştirilmiştir.

İshal olan hayvana balmumu yedirmek, sürekli tepme yapan ineğe ısırgan çalmak, kel olan hayvanın dilinin altından kan almak bilinen halk tedavi yöntemlerindendir.