GÜMÜŞHANE HALK KÜLTÜRÜ

Yöre Ağzı ve Argosu

Gümüşhane yöresinde ana dokuyu Çepni boyu oluşturmakla birlikte, Kıpçak kökenli yerleşimlerin varlığı da oldukça belirgindir. Bunlara ilaveten Kafkasya’dan göçen bazı Türkçe konuşmayan Müslüman unsurların da bölgeye yerleşerek izler bıraktıkları görülmektedir. Sesbilgisi bakımından ünsüz değişmeleri; r düşmesi, önseste y- düşmesi; nazal “n” sesinde görülen değişmeler, ünsüz ikizleşmesi, ünsüz yer değiştirmesi gibi olaylar; ünlülerde görülen ses değişimleri ve düşmeleri, eklerde meydana gelen ünlü incelmesi, ünlü yuvarlaklaşması, ek ve köklerde meydana gelen ünlü incelmesi, alınma kelimelerdeki uzun ünlülerin normal süreli ünlüye dönüşmesi gibi ölçütler Gümüşhane yöresi ağızlarında görülen en belirgin hususlardır.

Şekilbilgisi bakımından birinci çokluk ile ikinci teklik ve çokluk şahıs eklerindeki farklılıklar ile bu eklerde meydana gelen ses değişmeleri, şimdiki ve gelecek zaman eklerinde meydana gelen ses değişmeleri, belirsiz geçmiş zaman ekinin tek şekilli olması yörede görülen birincil yapı özellikleridir.

Sözvarlığı bakımından mübadele öncesi bölgede yaşamış Rumlardan alıntılanmış kelimelerin yanı sıra Kafkas göçleri esnasında bölgeye gelmiş Rusça kökenli kelimelerin varlığı dikkat edilmesi gereken önemli ayrıntılardır. Gümüşhane yöresi ağızlarında kuzey ve batı bölgelerin soru cümlelerini vurguyla yapmaları örneği sözdizimi bakımından önemli bir ölçüttür.

Yörenin ağız özellikleri ve söz varlığı üzerine çalışmalar yapmış olan Leyla Karahan, Anadolu ağızlarının Doğu Grubu Ağızları, Batı Grubu Ağızları ve Kuzeydoğu Grubu Ağızları olmak üzere başlıca üç grup içinde toplanabileceğini söylerken Gümüşhane ağzını Doğu Grubu Ağızları içinde gösterir.

Karahan, Gümüşhane ağızlarını Doğu Grubu Ağızları içinde değerlendirirken bölge ağzının belirleyici özelliklerini arka damak ünsüzleri yanında meydana gelen kalınlık-incelik uyumsuzluğu, ünlü yuvarlaklaşmasının sebep olduğu düzlük-yuvarlaklık uyumsuzluğu, hece ve kelime sonunda k>h değişmesi olarak tespit eder.

Karadeniz Bölgesi ile Doğu Anadolu Bölgesinin geçiş noktasında bulunan Gümüşhane ili, ağız özellikleri ile de her iki bölge arasında bağlantı sağlayan bir köprü durumundadır. Ağız özellikleri bakımından yer yer bu iki bölgenin özelliklerini göstermekte, çoğu zaman da bunlardan daha farklı nitelikler taşıyan bir görünüm ortaya koymaktadır.

İlin kuzey ve batı bölümlerinin, genel özellikler bakımından Trabzon ağızlarına; doğu bölümlerinin Erzurum ağızlarına dolayısıyla Azeri sahasına benzerlik taşıdığı görülmüştür. Buna ilaveten ilin güney bölümlerinin ağız özellikleri bakımından İç Anadolu bölgesine yakınlık göstermektedir.

Gümüşhane ağızlarında düz ünlülerin yuvarlaklaşması hadisesi ilin doğu bölümlerinde daha yaygın olarak görülmektedir. Bu yönüyle ilin doğu bölgeleri ağız özellikleri bakımından Doğu Anadolu ağızlarına yaklaşmaktadır. Kalın ünlülerin incelmesi hadisesi ise ilin kuzey ve batı bölgelerinde daha yaygın bir görüntü almakta ve bu durum bu bölgeleri Karadeniz ağızlarına yaklaştırmaktadır.

İl, Harşit ve Kelkit çaylarının oluşturduğu iki vadi ile bu vadileri oluşturan oldukça dik yamaçlı arazilerde yerleşmiştir. Bu iki ırmağı besleyen küçük çayların oluşturduğu vadilerden her biri diğerine oranla farklı bir ağız özelliği gösterir.

 

Yörenin Ağız Özellikleri

1) Belirli geçmiş zaman eki olan (dı, di,du, dü, tı, ti, tu, tü) ile ek fiilin bileşkesi olan “idi” dil birimi, Kelkit, Şiran ve merkezin yukarı köyleri ağızlarında kalın sıraya girer: ac_udu (aç idi), aç_uduh (aç idik) boş_udu (boş idi), boş_uduh (boş idik).

2) Belirsiz geçmiş zaman eki olan (mış, miş, muş, müş) ile ek fiilin bileşkesi olan “imiş” dil birimi, Kelkit, Şiran ve merkezin yukarı köyleri ağızlarında kalın sıraya girer: kor_umuş (kör imiş), kor_umuşuz (kör imişiz), yohsul_umuş (yoksul imiş, yoksulmuş).

3) şart kipi eki olan (sa, se) ile ek fiilin bileşkesi olan “ise” dil birimi, Kelkit, Şiran ve merkezin yukarı köyleri ağızlarında kalın sıraya girer: kor_usa (kör ise, korse), boş_usa (boş ise, boşsa), doğru_yusa, (doğru ise, doğruysa).

4) İle edatı yörede nen/nan biçiminde benzeşmeye girer; eğer kelime bir ünlü ile sonuçlanıyorsa araya (y) ünsüzü girer. ekmeknen (ekmek ile), yağnan (yağ ile), paraynan (para ile), zobbaynan (sopa ile). Aynı dil birimi inen/ınan, ünen/unan, biçimini alarak benzeşmeye girer: tikeninen (diken ile), yağrağınan (yaprak ile), zopayınan (sopa ile), domruğunan (tomruk ile), ağuyunan (ağu ile), gülünen (gül ile), sürüyünen (sürü ile). İle edatı Torul ve Yağmurdere'de kelimelere len/lan biçiminde bağlanır: Mehmetlen (Mehmet ile), Ayşeylen (Ayşe ile), atlan (at ile), arabaylan (araba ile).

5) Yazı dilinde hiç bir biçimde ünlü uyumuna katılmayan Şimdiki Zaman (-yor) eki, Bölgemizde (-iy, -ir) biçiminde incelip düzleşerek, ince kuruluşlu fiillerle uyuma girer: seviy: (seviyor), göriy: (görüyor), görir (görüyor), eşir (eşiyor).

6) Ek-fiilin Zarf-fiil eki (-ken), bölgemizde kalın ünlü taşıyan kelimelere eklendiği zaman uyuma girer. Bazı yörelerde (kene/kana) biçiminde de girdiği olur. geliykene: (gelirken), bahıykáne (bakıyorken).

7) Kalınlık-incelik bakımından Türkçemizin dil benzeşmesi kuralına aykırı olan yabancı kelimeler, bölgemizde benzeşmeye uğrarlar; Bu benzeşme, ilerleyici ve gerileyici ünlü benzeşmesi yolları ile gerçekleşir: ataş (ateş), afat (afet), avara (avare), enteri (entari), ezen (ezan), kirez (kiraz), birez (biraz), zalım (zalim), vahıt (vakit).

8) İncelik-kalınlık bakımından Türkçemizin dil benzeşmesi kuralına aykırı olan yabancı kelimeler, bölgemizde benzeşmeye uğrarlar; Bu benzeşme, ilerleyici ve gerileyici ünlü benzeşmesi yolları ile gerçekleşir:  hesret  (hasret),  eferim (aferin)  dene (tane), teze (taze), hecer (hacer), esger (asker), heram (haram), bayaz (beyaz), camal (cemal), barabar (beraber)

9) Yazı dilimizde kalınlık-incelik, düzlük-yuvarlaklık bakımından uyumlu olan birçok kelime, bölgemiz ağızlarında bozulmuş olarak kullanılır: Bazı kelimelerin önseslerinde bulunan kalın-düz-dar ünlüler, araştırma bölgemizin hepsinde ince-düz-dar olur: irah (ırak), ilıh (ılık), isıh (ışık). Sonsesleri ince-düz-dar olan kelimelere iyelik 3. kişi eki geldiği zaman, sonses ünlüsü benzeşmeye girer, değişme ekin ünlüsüne geçer: bori (boru), borusi (borusu), doğri (doğru), doğrusi (doğruss), guzi (kuzu), guzusi (guzusu),  yuhi(uyku), yuhuli (uykulu), böyüdi (büyüdü),ohudi (okudu), gori (koru), goruci (korucu), guyuci (kuyucu).

10) Yazı dilimizde ünlüsü dar olan kapalı ekler, kalınlık-incelik bakımından uyuma girerler. Gümüşhane Merkezinde de böyledir. Gümüşhane dışındaki bölgemizde ise artdamak ünsüzleriyle biten eklerde kalınlaşma ile benzeşme bozulur: güzelluh (güzellik), güzelluk (güzellik), yedük (yedik), yeduk (yedik).

11) Araştırma bölgemizin tümünde sonsesi ünlü ile biten çok heceli kelimelere, geniş ünlü ile başlayan bir ek getirildiği zaman araya bir (y) ünsüzü girer. Bu ünsüz, kendisinden önceki geniş ünlüyü ince-düz-dar duruma getirir ve kalınlık-incelik benzeşmesini bozar: tarliya (tarlaya), oviya (ovaya) deriye (dereye), neriye (nereye), başlıyacah (başlayacak), alkışliyacah (alkışlayacak).

12) Sonsesleri ince-düz-dar olan kelimelerden sonra, geniş ünlü ile başlayan bir ek gelirse iki ünlü arasına bir (y) ünsüzü girer ve ekin ünlüsü kalınlık-incelik bakımından sonses ünlüsünden önceki ünlüye uyar; yani (y) ünsüzü, kendisinden önceki ünlünün benzeşmesini engeller: sayiya, dartiya, örtiye, çüriyen, guriyan (kuruyan), anniyan (anlayan), çüriyerek, guriyarah.

13) Kelkit, Şiran'ın doğusu ve Torul'un Budaklı, Yurt, Kalkanlı ve Kirazlı köyleri yönlerinde, ince ünlülü heceler üzerine gelecek zaman kip eki kalın ünlülü haliyle getirilirse benzeşme olmaz: gidecayuh (gideceğiz), gidecayıh (gideceğiz).

14) Yörede kelime içinde v, n, ń, ğ, y, h gibi ünsüzlerin eriyerek düşmesi sonucunda bu ünsüzlerin yanlarındaki ünsüzler yan yana söylenirler. Buna dilbilimde ikiz ünlü (diftong) denir. Boaz (boğaz), daul (davul), deil (değil), oulsuz (oğulsuz), çocua (çocuğa), köün (köyün), yaış (yağış).

15) Dudak benzeşmesi, ünlülerin düzlük-yuvarlaklık bakımından kendilerinden önceki ünlüye uyumudur. Yazı dilimizde, kelime kökündeki yuvarlak ünlülerden sonra, ancak dar-yuvarlak ünlüler gelir. Bu durum, f, m, p, b, v, gibi dudak ünsüzlerinin, yanlarındaki düz ünlüleri yuvarlaklaştırmalarından ileri gelir. Bunun bölgemizde örnekleri çoktur: püşman (pişman), devür (devir), .evür (çevir), büşür (pişir). Buna karşılık Kelkit, Şiran ve Kürtün'de de bazı kelimelerdeki yuvarlak ünlüler düzleşirler: mıhdar (muhtar), armıt (armut).

16) Yöre ağızlarında kalın ünlülerde sık sık incelme olmaktadır. Bu değişime en çok a>e şeklinde gerçekleşmektedir. Bununla birlikte ı>i değişmesine de sıklıkla  rastlanmaktadır: heyir (hayır), ezen (ezan), hizek (kızak), heb (hap), ezrayil (Azrail), ehali (ahali), ehval (ahval), fegat (fakat), birez (biraz), yapdilar (yaptılar), gari (karı), gomşilar (komşular), bene (bana), biyen (bana), irmah (ırmak), pirahmış (bırakmış).

17) İnce ünlüler çeşitli şekillerde kalınlaşmaktadır. Özellikle ünlü uyumuna bağlı olarak ünlü kalınlaşmaları oluşabilir. Bu kuralın dışında da ünlü kalınlaşmaları ortaya çıkar. Gümüşhane yöresinde, ince ünlülerin kalınlaşması, olayı çok değildir. Oyle (öyle), haman (hemen) cızgı (çizgi), cızma (çizme), cırıt (cirit), çığna(çiğne-) kor (kör), yun (yün), havas (heves), görecah (görecek),  gelduh (geldik), divana (divane), hedaye (hediye).

18) Ünlü daralmasının bir kısmı “y” ünsüzünden önce gelen geniş ünlülerde görülür. Bu kuralın dışında da daralmalar görülür. Bir kısım daralmaların ise benzeşme yoluyla oluştuğu görülür. Geniş ünlüyle başlayan kelimelerin ilk hecelerindeki ünlülerin daraldığı görülür: umuz (omuz), üzür (özür), tilofon (telefon). Kelime ortasında da ünlülerin daraldığı görülür. Kimsiye (kimseye), mehliye (mahalleye), gahrıman (kahraman), tarliya (tarlaya), deriye (dereye), odiya (odaya), seniye (seneye). Son hecelerde de daralmalar oluşabilir:  mayış (maaş), kefin (kefen), patadis (patates),  isgemli (iskemle).

19) Dar ünlü genişlemesi özellikle i>e, ü>ö yönünde gerçekleşmektedir. Bununla birlikte ı>a, u>o değişimi de az da olsa gözlemlenmektedir. Dar ünlülerin genişlemesi de, daralma olayında olduğu gibi kelimenin önsesinde, ilk hecede, orta hecelerde ve son hecede görülmektedir: ehdişam (ihtişam), hedaye (hediye), dölbent (tülbent), ekiz (ikiz), ey (iyi), ehram (ihram), ehdiyar (ihtiyar), beçare (biçare), hekâye (hikâye), heç (hiç), belet (bilet), zencir (zincir), böyük (büyük), hökümat (hükümet), cahal (cahil), sahap (sahip), sinor (sınır). Dar ünlülü bazı eklerde, Kelkit, Şiran vemerkeze bağlı yukarı köylerde genişleme görülür: benem (benim), evliyem (evliyim), görmemişem (görmemişim), gelem (geleyim), ahşamliyin (akşamleyin).

20) Yörede dudak ünsüzü bulunmayan bazı kelimelerde de yuvarlaklaşma görülür. Bölgemiz ağızlarında düz ünlülerin yuvarlaklaşması, yuvarlak ünlülerin düzleşmesinden daha çok görülür: gaşuh (kaşık), yassu (yassı), hanum (hanım), buyuh (bıyık), funduh (fındık), çamaşur, (çamaşır), garannuh (karanlık), gaşuh (kaşık), sanduh (sandık), ayu (ayı), çarşu (çarşı), merdüven (merdiven), devrüş (derviş), erük (erik), çöşme (çeşme), yövmiye (yevmiye) dövlet (devlet). Torul ve Yağmurdere bölgesinde fiillerin bünyesindeki şahıs ekleri bu yuvarlaklaşmanın örnekleridirler: aldum (aldım), alduk (aldık), alacağum (alacağım), alacayuk (alacağız).

21) Ünlü düşmesi Gümüşhane ağzında çok heceli kelimelerin içseslerinde daha çok görülür. Bölgemiz ağızlarında kelime başında ve kelime sonunda ünlü düşmesi olayına pek rastlanmaz. Daha çok ünlüyle biten bir kelimeyi, ünlüyle başlayan bir kelime izlediğinde ünlü düşmeleri yoğun olarak görülür. Eyliği (iyiliği), gözlerni (gözlerini), haggaten (hakikaten), zırğan (ısırgan), sılıh (ıslık), pekey (pekiyi), hazna (hazine).

Gümüşhane ağızlarında kelime başında ünlü türemesi, daha çok (r) ünsüzü ile başlayan kelimelerde görülmektedir: irazı (razı), ireven (revan), urus (rus), urum (rum), uruba (ruba) urub (rub), iramazan (ramazan), iğirmi (yirmi), ireşber (rençper), ilimon (limon), ülüzgar (rüzgâr), Tırabzan (Trabzon) davuşan (tavşan) masiraf (masraf), tılısımlı (tılsımlı), irehmetli (rahmetli).

22) Gümüşhane yöresi ağızlarında ünsüz tonlulaşmasına, hem kelimelerde hem de eklerde oldukça sık rastlanmaktadır. Tonsuzlaşma hadisesi ise ilin doğu ve güney bölümlerinde yok denecek kadar az iken kuzey ve batı bölümlerde oldukça sık görülmektedir.

23) Yöre ağızlarında diğer Anadolu ağızlarında örnekleri çok nadir görülen m>b ve s>g ünsüz değişimleri örneklenebilmektedir. Kelime başı ünsüz türemelerinde yörenin kuzey ve batı kısımlarında “y” sesi, doğu ve güney kısımlarında ise “h” sesi türemektedir. İlerleyici benzeşme örneklerine, kelime gövdelerinde, çekim eklerinde ve "ile" edatının ekleşmiş şekillerinde oldukça sık rastlanmaktadır. Gerileyici benzeşme örnekleri ise Anadolu'nun diğer ağızlarında görülen sıradan örneklerdir.

24) Yörede “-ma. -me" mastar eklerinin kalıplaşarak "dutma, tögme" gibi kelimelerde kalıcı ad yapma görevinde kullanılması oldukça yaygındır. Belirtme durum ekinin ilin doğu ve güney bölümlerinde “u”, “ü”; kuzey ve batı bölümlerinde “i” sesleriyle kullanımı çok yaygındır.

Yörenin Özel İletişim Teknikleri

Gümüşhane yöresinde gruba özgü dil anlamında kullanılan ve gizli dil kapsamında yorumlanabilecek iletişim teknikleri şunlardır:

Islık Dili: Karadeniz bölgesinde ıslık dili uzaktan uzağa anlaşmalarında kullanmaktadırlar. İçinden bir dere geçen vadinin iki yakası arasında, meyilli, kayalık, çalılık ve ulaşılması güç yerlerde, evleri birbirine uzak inşa edilmiş yerleşme sahalarında ıslıkla iletişim kurulmaktadır. Islık dilinin en yaygın kullanıldığı bölge Kürtün ilçemiz ve köyleridir. Islıkla anlaşma bazı yerlerde kısmen görülmekte, bazı yerlerde ise küçük-büyük, kadın-erkek herkes tarafından başvurulan bir anlaşma aracı olmaktadır. Herkes tarafından kullanıldığı yerler arazi bakımından arızalı olan yerlerdir. Kısmen konuşulduğu köylerde daha çok çobanlara inhisar ettiği görülüyor. Bunu çobanların işleri gereği, uzaktan anlaşmak zorunda olmalarına bağlayabiliriz.

Kuş Dili: Kuşdilini kullanma amacı başkalarının anlamaması içindir. Bu dili kullananlar, konuştukları dile çeşitli sesler ekleyerek ya da sözcüklerin yapısını, şeklini değiştirerek kendi aralarında gizli bir şekilde anlaşmaya çalışırlar. Öğrenilmesi kolay kurallara dayanan kuşdili, genellikle ilk kez duyan çocuklarca zekâ oyunu olarak algılanır. İnsanların sözlü olarak konuştukları kuşdilinden başka, yazı dilini kullanarak, konuştukları kuşdili türleri de bulunmaktadır. Amaç başkalarının anlamaması için kendi aralarında şifreli konuşmaktır. Rus İşgalinde ve Milli Mücadele döneminde bölge insanının savaş ve direnişinde, haberleşmesinde gizli iletişim aracı olarak kuşdilini kullandığına dair kayıtlar vardır. Kelimenin hecelerine karga sesine benzetilerek g’li heceler eklenmesiyle yapılan konuşma için ise ‘karga dili’ veya ‘kargaca’ denmektedir. Gümüşhane yöresinde bunlara ilaveten “ku” hecelerinin eklenmesiyle oluşturulan bir de  “keklik dili” adlandırılmasına rastlanmıştır. Kuş dili en çok kullanılan şekliyle konuştuklarını etraflarındakilerden saklamak isteyenlerin ca, ce, cı, ci, co, cö, cu, cü; ga, ge, gı, gi, go, gö, gu, gü; fa, fe, fı, fi, fo, fö, fu, fü; va, ve, vı, vi, vo, vö, vu, vü; ba, be, bı, bi, bo, bö, bu, bü; ya, ye, yı, yi, yo, yö, yu, yü; pça, pçe, pçı, pçi, pço, pçö, pçu, pçü; ska, ske, skı, ski, sko, skö, sku, skü; htabata, htebete, htıbıtı, htibiti, htoboto, htöbötö, htubutu, htübütü; sra, sre, srı, sri, sro, srö, sru, srü; sta, ste, stı, sti, sto, stö, stu, stü hecelerinin kalınlık incelik ve düzlük yuvarlaklık uyumuna uyularak, kelimeyi oluşturan açık hecelerin sonuna ve kapalı hecelerin açık duruma getirilerek içine eklenmesi suretiyle konuşulur. Örneğin “Ben seni seviyorum.” cümlesi kuşdiliyle şu şekillerde söylenir:

c’li hecelerle: Becen sece-nici sece-vici-yoco-rucum.

g’li hecelerle: Begen sege-nigi sege-vigi-yogo-rugum.

f’li hecelerle: Befen sefe-nifi sefe-vifi-yofo-rufum.

v’li hecelerle: Beven seve-nivi seve-vivi-yovo-ruvum.

b’li hecelerle: Beben sebenibi sebevibiyoborubum.

y’li hecelerle: Beyen seye-niyi seye-viyi-yoyo-ruyum.

pça’lı hecelerle: Bepçen sepçenipçi sepçevipçiyopçorupçum.

ska’lı hecelerle: Besken seskeniski seskeviskiyoskoruskum.

sra’lı hecelerle: Besren sesrenisri sesrevisriyosrorusrum.

sta’lı hecelerle: Besten sestenisti sestevistiyostorustum.

Elekçi Dili: Anadolu’nun Kuzey-Doğu kısmında yer alan Artvin, Kars, Erzurum, Bayburt ve Gümüşhane illerinde 100-150 aileden oluştuğu tahmin edilen göçebe ailelerle vardır. Çadır hayatı yaşayan bu göçebe aileler, belli başlı zanaatlarla uğraşırlar. Bu göçebeler ağaçtan yaptıkları ev eşyalarını çarşı pazarda satarak veya yiyecekle değiştirerek geçimlerini sağlarlar. Bu göçebeler kendi aralarında farklı bir kullanmaktadırlar. Bu göçebeler, arazi, orman gibi devlete veya şahıslara ait mülklerin izinli veya izinsiz kullanılmasını kolaylaştırmak ve meslek sırlarını saklamak için böyle bir dil geliştirmişlerdir. Elekçi dili yaşayan veya artık kullanılmayan bir dilin devamı değildir. Türkçe kelimeler belli ses değişikliklerine uğratılarak kullanılır. Morfoloji ve söz dizimi Türkçeyle aynıdır. Yörede geçmişte kullanılmış dillerden kelime kalıntıları da taşıyan bu dil artık “poşa” adıyla anılan bu göçmenlerin yerleşik hayata geçmeleriyle tarihe karışmıştır.

Kalaycı Dili: Gümüşhane yöresinde bir gizli dil kullandıklarına şahit olunan meslek erbabı içerisinde birinci sırada kalaycılar yer alırlar. ''Kalaycı esnafı eskiden, mesleklerini icra etmek için çevre il ve ilçelere gitmekteydiler. Kalaycılar bu dili kullanmalarının en başta gelen sebebi olarak gurbette çalışmalarını ifade etmektedirler. Bunu yanı sıra müşterilerin yanında ticari konuları açıkça konuşmaktan kaçınma; kazanılan paranın emniyetli olarak saklanabilmesi ve miktarının anlaşılmaması; kalaycıların kendi aralarında kullandıkları birtakım küfür sayılabilecek söz ve deyimlerin, yabancı bir çevredeki müşteri tarafından anlaşılmasının, onların, mesleki saygınlıklarına gölge düşüreceği endişesi gibi sebeplerde sayılabilir. Kalaycı dili daha çok kalaycıların ve bakırcı esnafının konuştuğu bir dil olmakla birlikte, zamanla gezgin olarak kalaycılıkla uğraşan kişilerin yerleşik hayata geçmesiyle yavaş yavaş unutulmaya, hatta varlığını tamamen kaybetmeye yüz tutmuştur. Sadece ticaret yaparken kendi aralarında anlaşmak için oluşturdukları birkaç yüz kelimeyi geçmeyen bir dildir. Bölgede artık kullanılmayan bu dilin Rumcadan ödünçlenmiş kelimelerle, tersyüz edilmiş Türkçe kelimelerin karmasından oluştuğu anlaşılmaktadır. Söz dizimi ve ek sistemi Türkçedir. “alıbos abanında afısla” örnek cümlesinde “nın”, “da” ve “la” ekleri Türkçedir. Cümle “adam yakınında dikkatli konuş” anlamındadır.

Çepni Dili: Anadolu’nun Türkleşmesinde ve bir Türk yurdu haline gelmesinde en önemli rolü oynamış Oğuz boylardan biri de Çepnilerdir. Kaynaklara göre Çepni Türkleri, önce Türkistan'dan İran'a ve buradan da Anadolu'ya göç etmişlerdir. Selçuklu devleti hükümdarları tarafından Batı Karadeniz'e iskân edilen Çepniler, Karadeniz'in doğusuna yayılarak Karadeniz kıyılarının tamamen Türkleşmesini sağlamışlardır. Çepniler Karadeniz’e gelen ilk Türkmen boylarıdır. Karadeniz sahillerinin Rize'den Sinop'a kadar uzanan kıyılar halkının büyük ekseriyeti Çepni Türklerindendir. Gizli dillerle ilgili ilk derlemeleri yapan ve bunları yayınlamış olan Ahmet Caferoğlu, Çepnilerin de gizli bir dile sahip olduklarını söyleyerek Batı Anadolu’daki bazı Çepni gruplarının dillerinden örnekler sunmaktadır. Ancak Batı Anadolu’daki “Alevi” Çepnilerde rastlanılan gizli dil kullanımının Karadeniz bölgesinde de var olduğuna dair bir kayıt yoktur. Yöre Çepnileri eğer geçmişte gizli bir dil kullandılarsa da bu dil bugün unutulmuştur.