BAYBURT HALK KÜLTÜRÜ

Eğlence Unsurları

Geleneksel Sporlar

Cirit

Ata sporlarımızdan “cirit” halen Bayburt’ta oynanmaktadır. Uzun yıllar yerel kurallarla oynanmıştır.

Günümüzde oynanan atlı cirit müsabakalarında her takım 7 asıl ve 2 yedek atlı sporcudan oluşur. Oyuna en az 7 atlı sporcu ile başlanır. Oyun esnasında atlı oyuncu sayısı 5’den aşağı düşerse o takım yenik sayılır. Oyun kırkar dakikalık iki devre halinde oynanır. On dakika devre arası vardır.

Cirit 40 x 120 metre ebatlarında taşsız az kumlu zemine sahip sahalarda oynanır. Ciritçi elinde 110 cm uzunluğunda değnek taşır. Değneğin uç kısmı ovaldir. Karşıdakine zarar vermeyecek şekilde şekillendirilir. Cirit sadece ciritçiye atılır, atlara atılmaz. Değneğin diğer at üzerindeki rakip oyuncuya değmesi, cirit atana, atan takıma, rakip oyuncu tarafından tutulması tutana, tutan takıma puan kazandırır.

Değnek sadece belirlenmiş kurallara göre kullanılır. Ata veya ciritçiye zarar verilmemeye çalışılır.

Çocuk Oyunları ve Oyuncaklar

Geleneksel çocuk oyunlarını çocuklar mahallelerde, mesire alanlarında, okul bahçelerinde vb. yerlerde oynarlar. Oyunu sayışma ile seçilen ebe yönetir. Oyunun kazananını ve kaybedenini, cezayı ebe belirler. Seksek, ip atlama, saklambaç gibi ülkemizin her yerinde oynanan çocukların severek oynadığı oyunlar Bayburt’ta da oynanmaktadır. Yöreye özgü oyunlar da gözlenmektedir. “Fortuk” adını verdikleri bir oyuncakla oynarlar. Bir teneke kapağını bir odun parçasının ucuna takarlar ve onu tekerlek gibi sürerler.

Ankara-İstanbul-İzmir: Oyun beş kişiyle oynanır. Dört kişi köşelere geçer bir kişi elinde kayışla ortada durur. Köşelerdeki kişilerden birine Ankara, birine İstanbul, birine İzmir birine de Sivas adı verilir. Ortadaki kişi örneğin İstanbul, İzmir dediğinde onlar yer değiştirir ve ortadaki kişi onları döver.

Cüz: İki kişi ile oynanır. Her oyuncu da üç tane küçük taş alır. Yere tebeşirle kare çizilir. Karenin orta ve köşelerinden çizgiler çizilir. Bu oyunda amaç taşları yan yana getirip cüz yapmaktır.

Guva Bilye: Sonbahar veya ilkbahar aylarında oynanan bir oyundur. Takımların eşit olması gerekir. Erkekler ayak topuklarıyla bir delik delerler sonra da gruplaşırlar. Bilyeyi düzerler ve her takımdan biri çıkarak eline bir bilye alır. Bilyeyi atarlar, hangisi uzağa giderse o takım oyuna başlar sonra diğer takım bilyeyi atar deliğe ilk kim sokarsa o kazanır.

Kaçkın: Gece oynanır. Gündüz oynandığında da biri ebe seçilir ve ebenin gözleri bağlanır ebe “vola haylayın” diyerek yön bulmaya çalışılır, diğer kişilerde küçük sesler çıkararak ebeye yardımcı olurlar. Ebe birisini yakaladı mı ebe olma sırası ona geçer.

 

Kırdı Kırdı: Çubuklarla oynanan bir oyundur, oyunun başlangıcında ebe yoktur. Başlangıçta önemli olan sıradır ve sıra oluşumu şöyle yapılır. Çubuklar bir oyuncunun elleri üzerinde toplanır. Oyuncu çubukları başından aşırmak suretiyle yere yatar, üste kalan çubuğun sahibi birinci olur. Çubuğu alır kenara çekilir sıra tespiti işi sonuna kadar devam eder. Bütün sıralar tespit edildikten sonra birinci seçilen oyuncunun çubuğu düzgün bir şekilde yere konur. Diğer oyuncuların çubukları tespit edilen sıraya göre birinci çubuğa paralel bir şekilde aralarında eşit bir uzaklık bırakmak şartıyla dizilir. Bütün çubuklar dizildikten sonra birinci oyuncu en son dizilen çubuğa basıp diğer çubuklara basmadan karşı tarafa tek ayak üstünde atlamaya çalışır. Atlayamayan veya iki ayağı üzerine atlayan oyuncunun çubuğu en arkaya alınır. Atlamayı ondan sonra gelen oyuncu yapar, eğer oyuncu atlamaya muvaffak olursa ayağını yere basmadan çubukların aralarını dolaşır. Hepsini dolaştıktan sonra bu sefer de seke seke çubukların üzerine basarak atlar. Her çubuğun üzerine bastığında “kırdı” der, en son kendi çubuğuna bastığında “aldı çıktı” der. Çubuğunu alır, oyundan çıkar. Oyundan ilk çıkan başkan olur. Oyuncular oyundan çıktıkça çubuklar arasındaki mesafe muhafaza edilir. Atlama bir kişi kalıncaya kadar devam eder. En arkaya kalan ebe olur. Herkes çubuğunu alır ilk atlayan yani başkanın peşinden seke seke yürümeye başlarlar. Ebe bunları takip eder. Yere basanı yakalamaya çalışır. Bu durumda başkanın farklı bir durumu vardır. Başkan istediğini yapmakta ve yaptırmakta serbesttir. Ebe ona dokunmaz oyun ebenin oyuncularından birinin yere basarken yakalanmasına kadar devam eder. Herhangi bir oyuncu yakalanınca oyun sona erer.

Mendil Kapmaca: 10-12 kişilik oynanır. Herkes daire oluşturur. Bir kişi ebe olarak belirlenir ve elinde mendil ile arkalarında dolanır. “Al satarım, bal satarım. Ustam ölmüş ben satarım. Satsam on beş liradır. Yan bak yunbak dön arkana iyi bak” diyerek mendili birinin arkasına atar ve oturur. Kimin arasına mendil atarsa o kalkar ve aynısını yineler.

Menekşe: 5 veya 7 kişi ile oynanır. Eşit gruplar oluşturulur ve karşılıklı olacak şekilde dururlar. Ortada ebe olarak belirlenen biri durur. Mendili eline alır ve kolunu düz bir şekilde havada tutar. Gruplardan biri “menekşe mendilin bize düşe, bizden size kim düşe” diye karşı gruptan birine çağrıda bulunur. Diğer gruptan bir kişi de isim söyler. O iki kişi yarışarak ortadaki mendili kapmaya çalışır ve kim alırsa o kazanır. Kazanamayan oyundan çıkar Kazanan yine kendi grubuna gider ve yine oynar. Bir grubun tamamı bitince diğer grup kazanır.

Patpat: Patpat oyunu eskiden jilet tıraş olmayı sağlayan araçların vidalı saplarından çocuklar patpat yapardı. Sapın dip tarafına bir ip, bu ipin diğer ucuna da çivi bağlanırdı. Çivinin ucu da iyice körelttirilirdi. Akşam namazında önce birkaç kibritin ucundaki parlayıcı bölümleri dikkatle kazıyarak sapın vida oyuğuna doldurur, sıkıştırılırdı. İpin ucundaki çivi buraya yerleştirilir, heyecanla akşam ezanın okunması beklenirdi. Oyuncu bir ucu traş makinasının sapına diğeri çiviye bağlı ipin tam ortasından dengeli bir biçimde tutar, ezanın okunmasıyla birlikte çivinin başını hızla bir duvara vurdurur. İçeride sıkışan kibrit büyük bir gürültüyle patlardı. Kimin patpatı daha gürültülü patladı diye çocuklar arasında oyun haline getirilir.

Simit: 10-12 kişilik bir toplulukla oynanır. Sayışmaca (tekerleme) ile bir kişi ebe seçilir. Ebeye bir köşe verilir. Sesi bitene kadar “simittttt” diye bağırır. Sesi kesilince köşesine gider, bu arada “simittttt” diye bağırır. Eğer yarıda kalırsa dayak yer.

Sivdi Sivdi: Oyun genellikle on bir kişiyle oynanır. Bir ebe seçilir. Diğer on kişi diz kapaklarını hafif kırar ve üzerlerine battaniye örterler. Ortaları boş kalır, ebe ortaya oturur. Bir terlik alırlar ve battaniyenin altına saklarlar. Alttan terliği götürürler. Ebe onu arar. Bu sırada ebe harici herkes “sivdi sivdi” der. Ebe terliği görmeden ebeye terlikle vururlar. Ebe terliği kimde yakalarsa o ebe olur.

Tıka (Cıddı-Bıddı): Oyuncu sayısı belirsizdir. Oyun başlamadan bir ebe seçilir. İne mine, Ucu Dine, Berberin Sadakayım Çıksın Gülüm diyerek ebe belirlenir. Daha sonra ortaya bir teneke kutu konulur. Bir tekme vurup yerinden uzaklaştırılır. Ebe tıkayı getirirken diğer oyuncular kaçarlar. Ebe tıkayı getirirken diğer oyuncular kaçar. Ebe tıkayı alınca gözlerini kapar. Tıkayı yerine koyunca gözünü açar bu ara herkes saklanmıştır. Ebe arkadaşlarını aramaya başlar. Her gördüğü arkadaşının ismini söyleyip ondan evvel koşup tıkaya ayağını basar. Tıka edilen oyuncu tıkanın başında bekler. Arama işi devam ederken ebeye görünmede ve ebeden atik davranana oyuncu tıkaya tekmeyi vurur. Tıka edilen arkadaşlarının yeniden saklanmasını sağlar. Oyun ebenin tıkaya vurdurmadan bütün oyuncuları tıka etmesiyle sona erer, ilk tıka edilen oyuncu ebe olmak şartıyla oyuna yeniden başlatılır.

Tugara Gördüm: Karanlıktan yararlanılarak oynanan bir saklambaç türüdür. Sokakta olan çocukların tümü iki gruba ayrılır. Gruplardan biri ebe biri de saklanan grubu oluşturur. Bir de oyun yöneticisi vardır. Bu yönetici aynı zamanda hakemdir de. Hakemin saydığı sürece ebe, grubu bir duvara kapatarak bekler, saklanan grup mahallenin en gizli yerine saklanır. Yönetenin başlayın işaretiyle birlikte, ebeler saklananları yakalamaya çalışır. Saklananlardan birini gören ebe “tugara gördüm” diye bağırarak diğer arkadaşlarını uyarır ve hep birden oyunun başlangıç yerine koşar. Görülen çocuk oyun dışıdır. Saklananların amacı da oyunun başlangıç yerine, ebelere yakalanmadan el vurmaktır. Bunu gören kişi ebelerden birini hapsederek oyun dışı bırakır. Oyun böylece sürer gider. Ama oyunun her aşaması şamataya dayanır. Oynananlar da zamanın nasıl geçtiğini anlamaz.

Yorgan Altı: Dört kişiyle oynanır. İkili gruplara ayrılır. İlk önce iki kişi geçer. Biri bir gruptan biri diğeri öteki gruptan seçilir. Aralarında sayışma yapılır. Biri yatar ve üzerine iki tane ince yorgan atılır. Yatan değil de ayaktaki kayışla onu döver. Yatan pes ederse grubu yenilir.