BAYBURT HALK KÜLTÜRÜ

Sosyal Yapı

Bayburt’un, tarihi İpek Yolu güzergâhında olması, birçok seyyahın Bayburt’a uğramasına imkan sağladığı gibi, taşıdığı kültürel zenginliğinde ve kültürel birikiminde, şehrin bu güzergahta yer alması önemli rol oynamıştır (Meriç, 2002: 251).

Bayburt’un, çok eski bir yerleşim yeri ve İpek Yolu üzerinde olması, kültürel ve sosyal yaşamında önemli bir etkiye sahiptir. Folklorik birikimi ve sosyal yaşam değerleriyle önemli bir yere sahip olan Bayburt, Osmanlı-Rus savaşı nedeniyle büyük oranda göç vermiştir. Yakın dönemde ise 1960’lı yıllardan sonra kentin ekonomik yetersizliği, gençlerin işsizlikle karşı karşıya kalması gibi eğitim, daha iyi hayat sürme arzusu vb. nedenlerle, Bayburt halkının bir kısmı yurt dışına ve büyük kentlere göç etmiştir. Bu süreç, günümüzde de devam etmektedir.

Bayburt göç vermesinin yanında, ulaşım yollarının iyileşmesiyle birlikte Trabzon’un Of ve Çaykara ilçelerinden göç de almıştır. Arazi koşulları sarp ve yetersiz olan bu ilçelerin halkı Bayburt’un nispeten düz ve işlenebilir tarım arazilerine sahip olması nedeniyle tercih ettikleri bir yer olmuştur. Bununla birlikte Bayburt’un Erzurum ile kültürel yakınlığı, yerleşimlerin fiziki görünümünde, konuşma şivesinde, kullanılan gündelik deyimlerde somut olarak görülebilmektedir (Songur, 2017; 249). Bayburt’ta Üniversitenin açıldığı 2008 yılından itibaren önemli toplumsal, sosyal ve ekonomik değişiklikler gözlenmektedir. Kadın erkek ilişkilerine bakış açısındaki hoşgörünün artması, ekonominin gelişmesi, yeni işyerlerinin, kentsel sosyal mekânların açılması kente farklı bir nitelik kazandırmakta, kentlileşme sürecini hızlandırmaktadır.

Aile Yapısı

Bayburt’ta normal dönemlerde tek eşlilik (monogami) hakimdir. Çok eşlilik Seferberlik ve devamındaki savaş halleri dışında fazla kabul görmemiştir.

Bayburt’taki göçün en önemli etkilerinden birisi aile yapısında meydana getirdiği değişikliktir. Bayburt, geleneksel Anadolu aile tipinde olduğu gibi büyük aile (makro aile) yaşamını yüzyıllar boyu sürdürmüş, gerek yurtdışına gerekse büyük kentlere göç sonrası bütün aile fertlerinin (anne, baba, kardeşler, kardeş eşleri ve çocukları) bir arada yaşadığı aile tipinden çekirdek aile tipine (anne baba ve çocuklar) doğru yönelmiştir. Büyük ailenin bir arada yaşaması, kültürlerin gelecek kuşaklara aktarımında, geleneklerin yaşatılmasında, geleneksel davranış kalıplarının sürdürülmesinde en önemli ögelerden biridir.

Bayburt’ta aile içerisinde kadının rolü daha çok ev içi işlerde ve tarımsal anlamda hayvancılıkla ilgilidir. Bayburt’un kültürel değerleri, toplumsal algısı ve toplum yapısı, kadının evin dışındaki işlerde yer almasında engelleyici bir unsurdur.

Bayburt’ta aile ve akraba ilişkileri birincil ilişkiler olarak yüz yüze ve sıcak ilişkilerdir. Yazın yurtdışında ve büyük kentlerde yaşayan Bayburtluların tatil için gelmeleriyle kent farklı bir hareketlilik kazanmaktadır.

Sosyal Yaşam ve Mahalle Odaları

Mahalle Odaları, kültürel değerlere güçlü şekilde bağlı olan Bayburt’un dayanışma ve yardımlaşma merkezlerinden biridir. Tarihsel kökenlerine bakıldığında, bu odalar özellikle taziye ve düğün başta olmak üzere, bireyi ve yaşadığı toplumu ilgilendiren tüm konularda mahalle sakinlerine kapılarını açmaktadır. Bu odaların tarihi, 1970’lere kadar dayandırılmaktadır (Dursunoğlu ve diğerleri, 2016: 476). Bu tarihten önce, odaların bugün hala devam eden işlevlerini yerine getiren, mahallenin ileri gelenlerinin konaklarındaki veya büyük evlerindeki misafir odalarıdır. Ekonomik olarak mahallede durumu iyi olan bu konak sahipleri cenaze veya söz kesme, kahve içme törenlerinde odalarını mahalleliye açıp, ikramları da kendileri karşılayarak önemli bir dayanışma örneği göstermişlerdir. Taziye ve kahve içmek için kullanılan, mahallenin varlıklı kişilerine ait bu mekânlar, zaman içerisinde yetersiz kalınca, mahalle sakinleri aralarında para toplayarak, bağış ve destek alarak, Mahalle Odası yapma kararı almış ve daha önce mahalleli varlıklı kişilerin kendi odalarında yapılan hizmetler yeni yapılan bu odalara taşınmıştır (Şengün ve Dursunoğlu, 2017; 551). Mahalle odalarının finans kaynağı mahallede oturan her bir aileden -ev başına- toplanan aidatlar ve bunun dışında hayırsever kişilerin verdiği bağışlardan oluşmaktadır.

Mahalle odalarındaki oturma düzeninde, mahallenin veya o toplumun yaşlıları ile öğretmen, imam, muhtar gibi toplumda değer atfedilen kişiler üst başta oturmakta, diğer kişiler aşağıya doğru sıralanmaktadır. Bunun istisnası, yaşı ve statüsü ne olursa olsun misafirin üst başta ağırlanmasıdır. Mülki ve idari amirler yine üst köşede ağırlanmaktadır (Sülo, 2002: 93). Gençler, odanın giriş ve alt köşesinde oturmakta ve ikram hizmetlerini yerine getirmektedirler.

Mahalle odalarının işlevleri arasında taziye başta olmak üzere kız isteme, protokol toplantıları, bayramlaşma, kadın ve çocuklara yönelik Kuran eğitimi, kadınlara yönelik kurslar, kına geceleri, gençlerin toplantıları, sağdıç geceleri vs sayılabilir (Dursunoğlu vd, 2016: 479). Köy odalarında; köy ahalisinden derdi, sıkıntısı, mutluluğu, sevinci olan herkesin bu duygusuna ortak olunmaktadır. Bir diğer yönüyle, aşıklık geleneğinden, sıra türkülerine, folklor gösterilerinden yerel seyirlik-orta oyunlarına kadar kültürel bir zenginliğin sergilendiği bu odalar, yerel bir kültür merkezidir.

Göç

Halkın ekonomik düzeyi yaşam mekânlarının boyutlarını ve kalitesini de belirlemektedir. Kırsal kesimlerde evlerin küçük, ekonomik imkânların yetersiz olması, yeni evlenen çiftin kendisi için yeni bir mekan arayışında güdüleyici unsur olmuştur. Ayrıca aile içi ilişkilerdeki sorunların (gelin-kaynana-görümce anlaşmazlığı vb.) ailenin dağılmasındaki etkisi de yadsınamaz. Köy ve kentten göçenlerin görece daha iyi koşullarda yaşadıklarına ilişkin göstergeler de ailede çalışma yaşına gelen bireylerin yeni bir iş, yeni umutlar için başka kentlere gitmelerini teşvik etmiştir.

Eğitim

Mahalle odaları sosyal dayanışma mekanı olmanın yanı sıra, kadınlara yönelik dikiş-nakış kursları, çocuklara ve kadınlara yönelik Kuran eğitimleri ile birer eğitim mekanıdırlar. Kentlileşmenin bugünkü düzeyine erişmediği, iletişim olanaklarının sınırlı olduğu dönemlerde bu mekanlar birer okul işlevi görmekte, yaşlıların anlattıkları hikayeler dinlenmekte (bu etkinliklere “hekat” geceleri de denilmektedir), seyirlik oyunlar oynanmaktadır. Televizyon, internet ve diğer iletişim araçları bu niteliklerin kaybolmasında en önemli etkendir.