BAYBURT HALK KÜLTÜRÜ

El Sanatları

Bayburt el sanatları açısından oldukça gelişmiş bir yerdi. Bu gelişmişliğin en belirgin işareti cadde ve sokak isimleridir. Bayburt’ta Demirciler Caddesi, Nalbandiler Caddesi, Semerciler Caddesi, Marangozlar Caddesi, Ehramcı Sokak, Hırıkçılar (Tarakçılar) Çarşısı, Purutlar Sokak isimlerinin bir kısmı son yıllarda değiştirilmiş olsa da bugün hala bilinen, kullanılan cadde, sokak ve çarşı isimleridir.

Geleneksel el sanatları insan gücü ve el emeği ile üretilmiş, üretenlerin zevk ve estetik beğenileri yapılan işi el sanatı niteliğine ulaştırmıştır. Ortaya çıkan yerel talep ve ihtiyaçlar el sanatlarının gelişmesinde ve şekillenmesinde etkili olmuştur.

Geleneksel el sanatları ülkemizin diğer yörelerine paralel olarak, Bayburt’ta da yerel ihtiyaçları karşılamak için üretilmişlerdir. Üretim teknikleri bakımından da benzerlik gösterirler. Ham madde olarak genellikle Bayburt Taşı gibi yörede bulunan, koyun yünü gibi yerel olarak üretilen ürünler tercih edilmiştir. Demir gibi eğer yöreden temin edilemeyen bir ürüne ihtiyaç olur ise dışarıdan hammadde sağlanması yoluna gidilmiştir.

El sanatları genel olarak ihtiyaçların ötesinde yapan ustanın becerisini ve ustalığını sergilediği hem ustanın hem de yöre insanının zevkini yansıtan zengin motifler ve bunların birbiri ile uyum içinde sunulduğu kompozisyonları ile sanat eseri niteliğine de sahip olurlar.

El sanatları somut birer ürün olmakla birlikte nakış ve motiflerinde soyut simge ve imgelerle somut olmayan kültürel unsurların da taşıyıcılarıdır.

Bayburt’ta el sanatları ham maddeleri bakımından çeşitlilik gösterir. Tandır, güveç, tepsi gibi bir kısım ürünlerin ham maddesi topraktır. Maran, tavan süsleme gibi ürünler ahşaptan yapılır. Ehram, kilim gibi ürünlerin ham maddesi koyun yünüdür. El tezgâhlarında ince ve düzgün eğirilmiş (bükülmüş) yünden kilimler, heybeler ve daha incesinden ehramlar, şal kumaşları dokunurdu. Yün atkı ve çözgü iplikleri çıkrıklarda masuralara sarılır ve doğal boyalarla boyanır dokumaya sonra başlanırdı.

Taş hem yapı malzemesi olarak duvar yapımında kullanılmış hem de buğday gibi yiyeceklerin un gibi ürünlere dönüştürülmesi için gerekli çeşitli alet ve ekipmanlar yapılmıştır.

El sanatları üretimleri çeşitli atölyelerde, işyerlerinde veya evler gerçekleştirilmiştir. Zaman içerisinde üretim yerleri ve üreticilerinin cinsiyetleri çağa ve ihtiyaçlara göre değişiklik göstermiştir. Şal gibi daha önce erkekler tarafından çarşıda atölyelerde üretilen ürünler zaman içerisinde evlerde ehram olarak üretilmeye başlamış, üreticileri de erkekler yerine kadınlar olmuştur. Üretilen ürünün adı da değişmiş, artık Pazar bulamadığı için üretilemeyen şal, yerini yeni ihtiyaca; ehrama bırakmıştır. Bu değişimler üretilen ürünlerin nakışlarının değişmesine, içlerinde sosyal hayatımızın, ayrılık ve hüzün gibi duyguların yer aldığı yeni nakışlarla el sanatımızın, yerel kültür ve folklorumuzun izlerinin ürüne yansımasına zemin oluşturmuştur.

Başörtüsünün genel adı çittir çitler el sanatı konusu olurdu. Beyaz olanlarına leçek, renkli olanlarına yazma denirdi. Leçek gibi yazmanın da etrafı çeşitli şekillerde işlenir, ürün bez olmaktan çıkarılır, yapılan işlemeler ile el sanatına döndürülür. Çitler tülbentlerden yapılırdı. Yörede üretilmeyen tülbentler de el sanatları konusu olmuştur. Dışarıdan başa örtüsü olarak kullanılmak üzere getirilen ve beyaz olan tülbentlerin yöredeki adı leçektir. Etrafına iğne oyası, tığ oyası, filkete, mekik, boncuk ve pul işlenerek kullanılır.

Hasse, akvil gibi kumaşlar ile bohçalar, yastık kılıfları gibi pek çok ürün el ile işlenerek el sanatı ürünü olmuş, evleri süslemiştir.

Zamana ve teknolojik üretime yenilen pek çok ürün artık üretilmez olmuştur. Bir meslek olan dericilik işlevini yitirmiş, saraçlar ve yemeniciler ürettiklerini satamaz olmuş ve bu meslekler son temsilcileri ile birlikte unutulup gitmişlerdir.

Çoruh’tan toplanan sazlarla, kamışlarla yapılan hasır, sepet, galat (gübre, ot ve saman taşınırdı, büyük ve uzun sepet) çepük (içerisine ekmek konur duvardan asılırdı.) gibi çeşitli eşyaların en yenisi bin dokuz yüz ellili yıllarda yapılmıştır. Kelmak, taş gözeği gibi çeşitleri ile kalburculuk, hemençe, heybe, çuval dokumacılığı, topraktan seramik yapımı gibi pek çok ürün ve bu ürünlerin son ustaları günümüze ulaşamamışlardır.

Demircilik

Demircilik kazma kürek gibi iş aletlerinden suluk, üzengi gibi binek hayvanları için binit aksamlarına ve kapı pencere gibi yapı unsurları için kapı sillesi, zırzası gibi gereçler yapımına pek çok amaçla üretimler gerçekleştirmiş. Bayburt’ta halen ocak yakan iki demirci dükkânı bulunmaktadır. Geleneksel usullerde demiri döverek kazma, balta, kapı sillesi, hamur eğişi, tandır hetirceği, Kapı zırzası, Kapı Düğmesi, Kapı tokmağı, bahçe çapası, ahır halkası gibi pek çok ürün üretmektedirler.

Demirciliğin temel malzemeleri örs, çekiç ve ocaktır. Ocakta ısıtılan, narlanan demir örsün üzerinde çekiç vurula vurula istenilen ürüne dönüştürülür. Yapılan ürün sağlam olmak zorundadır. Aksi halde herhangi bir arızada, kırılmada mesela malzemeyi kullanan çiftçi ise çiftçinin en az bir günü gider, bu bir günün telafisi olmaz.

Demir dövülürken ya allah, ya pir (Demirciliğin piri Davut peygamberdir) ya destur denir, aletin en iyisi en sağlamı yapılmaya çalışılır.

Bakırcılık

Bayburt’ta bakır kap yapımı “dövme” ve “dökme” teknikleri ile yapılmıştır. Bakır külçe çekiçlenerek şekillendirme yapılırdı. Endeze kullanarak madenin eritilip kalıba dökülmesi suretiyle de üretim yapılmıştır.

Bakır kaplar mutfak gereci olarak tercih edilmişlerdir. Bakır işlenmesi kolay bir maden olduğu için kap kacak üzerine çeşitli motifler de işlenirdi. Zaman zaman el biçiminde, çeşitli geometrik şekillerde kapı tokmağı gibi kapı aksamlarının yapıldığı da olurdu.

Her bakırcı aynı zamanda kalaycıydı. Hem bakırlardan çeşitli gereçler imal eder hem de özellikle mutfak eşyalarını kalaylardı.

Bakırcılar bakırı iki yolla elde ederlerdi. Bunlardan biri bakırı dışarıdan getirmek, ki bu maliyeti yüksek bir yoldu. İkincisi ise yerel olarak maden elde etmek biçimindeydi. Bu yol diğerine göre oldukça ucuz ve elde edilmesi kolay bir yoldu. Bayburt Maden Köyündeki bakırlı suya sac levhalar konur, birkaç gün sonra bu levhalar alınır, sac levhalara yapışan bakır ocaklarda tavlanır, eritilir, örs ve çekiç yardımı ile bakıra şekil verilir, kap kacak yapılırdı.

Bakırcılar çoklukla ev içerisine yönelik ürünler özellikle de mutfak kap kacakları imal etmişlerdir. Çeşitli boyutlarda soba kazanları, hamur teknesi ve çamaşır teşti gibi farklı işler için de ev eşyaları üretmişlerdir.

Ağaç İşçiliği

 

Ahşap Oymacılık

Ahşap oymacılığı eski bir zanaat olarak varlığını sürdürmektedir. Konursu Camii, Aydıntepe camii Kapısı ve ildeki muhtelif evlerde ahşap oymacılığının eski örnekleri görülebilmektedir. Dini yapılar başta olmak üzere yalı, konak, yat, kotra gibi yerler için ahşap oymacılığına gittikçe artan bir talep söz konusudur. Bu durum el sanatının devamının sağlanmasında önemli bir etmen olmuştur.

Temel malzeme ahşap olmakla birlikte Kullanılan ağaçların türleri ustalara göre değişmektedir. Mesleğe devam eden ustalardan biri olan Hadi Salihoğlu sadece yerel olarak yetişen kayın ağacı kullanıyor, isteğe göre az da olsa meşe ağacı da kullanmış. “Kayın ağacı asil bir ağaç. Lif araları açık değil, çok güzel oyuluyor. Meşe ağacının lif araları açık olduğu için oymaya fazla gelmiyor,” diyor.

Diğer bir usta olan Yusuf Öksüz oyma için kayın (gürgen), maun, iroko, ceviz, meşe, sipo gibi çeşitli türlerden ağaçları tercih ediyor.

Ahşap oymacılık üç aşamada tamamlanıyor. İlk önce ıskarpela ve çekiç kullanılarak motifler ortaya çıkarılıyor, bunu takiben zımpara kullanılarak yapılan oymalar pürüzsüzleştiriliyor, düzeltiliyor, düzeltme işini takiben cila işlemi yapılarak imalat tamamlıyor.

Dini yapılar için Mimber, Mihrap, Vaaz Kürsüsü, Mahfil, Müezzinlik gibi ürünler yapılmakta. Yine hem camiler hem de diğer mekanlar için kullanılabilen tavan süsleme elemanlarından tavan göbeği, korkuluk ve kapı gibi ürünler diğer üretim konuları.

Maran Yapımı

Maran: İki tekerlekli kağnı ya da dört tekerli at, öküz vb. arabalarının tekerlerinin adı marandır. Bunların ustalarına “Maran Ustası” denir.

Arabaların iki tekerlekli olanlara kağnı denir. Bu arabalar yük taşımada kullanılmıştır. Kağnıların tekerlekleri tek parça mazının (dingili) iki tarafına montedir ve bu mazı ile birlikte dönerler. Bu arabalar öküz arabalarıdır ve her bir tarafında bir gözü olan boyunduruk aracılığı ile öküzler tarafından çekilirdi. Cameş (Manda) bağlandığı da olurdu. Bu iki hayvanın dışında at veya başka hayvan kullanılmazdı.

Maran tekerleğin adıdır. Maran iki kenarda bulunan iki “yavru” ortada bulunan bir “göbekten” yani üç parçadan oluşur. Bu kısım için sadece sarı Fırınlanmış sarıçam kereste kullanılır. Göbeğin ortasında “göz” denen ve kağnı mazının yerleştirildiği bir delik bulunur. İki teker (maran) gürgen ağacından yapılan ve adı mazı olan ahşabın iki ucuna geçirilir. Maranın çevresine kızdırılmış demir çember geçirilirdi. Demirin ısısı ile alev alan marana su dökülür, alev söndürülür ve küçük bir su göletin içerisine atılırdı. Böylece demirin marana iyice oturması sağlanır kısa zamanda kırılması önlenmiş olurdu.

Küçük tekerlekli maranlara gugara denir.

Traktör ve diğer motorlu taşıtlardan önce Bayburt’ta üretilen maranlar Muş’tan Erzincan’a pek çok yere satılırdı. Bayburt bir çeşit maran üretim merkeziydi.

Ehram Tezgâhı Yapımı

Ehram tezgâhı, ehram, çuha, yolluk, sergen gibi dokumaların her birini dokumak amacıyla ahşaptan yapılmış mekikli dokuma tezgâhları grubundan bir araçtır.

Ehram tezgahı kurutulmuş ahşap kullanılarak yapılır. Her ne kadar makinelerle ön hazırlık yapılsa da mutlaka el emeği, bilgi ve ustalık gerektirir. El planyasından, kesere, zımparadan matkaba pek çok el aleti kullanılarak yapılır.

Taş İşlemeciliği

Taş işlemeciliği halen en Bayburt’ta en yaygın olarak yapılan el sanatıdır. Çok sayıda usta tarihi yapıların restorasyon uygulamalarından yeni mesken yapımlarına varıncaya kadar çeşitli mekanlar için taş işlemekte ve duvar uygulamaları yapmaktadır.

Bayburt’ta çok farklı özelliklerde taş ocakları bulunmaktadır. Bunlar içerisinde en çok kullanılanı beyaz ve sarı renkteki taştır. Bu taşları işlemesi kolaydır. Ocaktan çıkarılınca işlemeye çok müsait olur. Özellikle beyaz taş zaman geçtikçe, güneşi gördükçe sertleşir, işlenemez hale gelir. Halen el ile taş işleyen on civarında usta bulunmaktadır. Çoğunluk CNC (Siensi) makinelerde taş işlemeye başlamıştır.

Taşa genel olarak geometrik motifler işlenir. Özellikle dini yapılar için yapılan mihrap gibi bölümler ile evlerin kat aralarını gösteren bölümlerin taşları işlemeli olur.

Taş işleme zaman alır. Sadece bir isim yazmak için yaklaşık bir saat gereklidir. Bir taşı işleyip kullanılabilir hale getirmek için 2 gönye kullanılır. Eskiden bir metre kare taş duvar için iyi bir usta bir gün çalışırdı. Bütün zamanlarda Bayburtlu taş ustaları önemli yapılar için tercih edilen ustalar olmuş. En son Mostar Köprüsünün onarımında görev alan ustalar içerisinde Bayburtlu Ustalar da yer almıştır.

Kullandıkları motifler daha ziyade Selçuklunun kullandığı motiflerdir. Zamana zaman Osmanlının motifleri de taşa işlenir. Bu konuda standart bir uygulama yoktur.

Bayburt taşı son yıllarda barbekü, şömine yapımında da kullanılmaya başlamıştır. Ayrıca duvar kaplaması için de üretim bulunmakta ve kullanılmaktadır.

Değirmen Taşı Yapımcılığı

Değirmen taşları Bayburt’un Taşocağı Köyünde üretilmiştir. Değirmen taşlarının bütün çeşitleri aynı köyde bulunan taş ocağından çıkarılan taşlar ile yapılmıştır.

Taşı çıkarmak için önce pergelle boyutları belirlenir, buna göre çevresi 35-40cm kadar adına külünk denen aletle yontulur altına çiviler vurulur ve taş kaldırılırdı. Kaldırılan taş yeniden pergele alınır, yontularak değirmen veya el değirmeni haline getirilir, ortasındaki delik açılır ve yapımı tamamlanmış olurdu.

Değirmen taşlarının en büyüğü hızar değirmenleri için yapılan taşlardır. Bunların çapı 140 cm ( yedi karış) olurdu. Değirmen taşları genel olarak 35 cm kalınlığındaydı. Çapları yapılacak değirmene, verilen siparişe göre değişiklik gösterirdi. Değirmende taş için ayrılan yerin büyüklüğüne göre taşların çapı değişirdi.

Değirmen taşı yapımı yazın başlar, kış gelinceye kadar devam ederdi. En son değirmen taşları 1970 yılında yapılmıştır. Un fabrikalarının artması, un ve bulgur üretiminin fabrikasyon çıkışlı hale gelmesi ile talep ortadan kalkmış, değirmen taşları artık yapılmaz olmuş.

Çömlekçilik

Toprak kaplar toprağın ıslatılması, yapılacak eşyanın özelliğine göre ya sade olarak ya da saman karıştırılması ve belirli sürelerde dinlendirilmesi sonucu yapılabilen bir el sanatıdır. Çömlek yapılırken killi toprak bol su içinde ıslatılarak sıvılaştırılır. İçerisindeki suyun süzülmesi beklenir. Süzülen sulu çamur belirli bir kıvama gelinceye kadar kurutulur, kıvamını bulduktan sonra elle işlenerek şekillendirilir. Yapılacak ürüne göre ya “çömlekçi çarkı”, ya da doğrudan el ile toprağın şekillendirilmesini sağlayarak yapılır. İmalatın yapıldığı yerin adına puruthane denir.

Günümüzde Bayburt merkezde bir adet çömlek atölyesi bulunmaktadır. Bu atölyede yüzlerce yıl çeşitli toprak eşyalar, yapı malzemeleri imal edilmiş. Toprak ürünlere talep azalması ile birlikte yetmişli yıllardan itibaren üretim azalmaya başlamış 1988 yılında bir süre durmuştur. Sonra ailenin toprak üretimi ile uğraşan son ferdi tarafından ailenin yüzlerce yıldır kullandığı Veysel Mahallesindeki Puruthanede yeniden üretime başlamıştır. Son yıllarda tandıra olan talep gittikçe artmış. Yurt içinde Rize’den İstanbul’a, Ankara’dan Konya’ya, yurt dışında Almanya’dan Fransa’ya, İsviçre’ye artan talebe uygun olarak tandır yapımına başlanmış. Veysel mahallesinde bu puruthanenin dışında otuzdan fala puruthane üretim yapmış. Topraktan imalat yapma bölgesi olarak Veysel Mahallesinde kümelenme olmuş. Bu gün sadece bir tanesi üretim yapmaya devam etmektedir.

Tandır Yapımı

Tandır için killi toprak kullanılır. Toprak elenir, içerisine saman ve keçi kılı gibi katkılar ilave edilerek çamur hazırlanır, bir gün dinlendirilir, sonraki gün tekrar yoğrulur. Çamur Yedi sekiz cantim kalınlığında yüksekliği 70 cm’den başlayarak yaklaşık onar cm artarak 120 cm olacak şekilde çeşitli büyüklüklerde yuvarlak olarak yapılır. Çapı tandırın derinliğine göre değişir. Çapı dolanacak kalınlıkta çamur silindir şekline getirilip örülür. Altta bir havalandırma deliği bulunur. Buna “küyle (yerel olarak küvle)” denir. Ayrıca altında 3 tane gaskarak deliği bulunur. Bu üç gaskarak tandırı kaldırmada, yerine yerleştirmede el ile tutmak için kullanılır. Küyle, tandırdaki havalandırma deliği ile bağlantılı olur ve tandır uzunluğunda yapılır. Küvle önceleri tandıra paraleldi. Son yıllarda tandıra çapraz yapılmaya başlanmış.

Tandırın üst tarafına “şurt” denir. Şurtun üzerinde üç adet açılmış, yaklaşık 1 cm derinliğinde “hetircek” çukuru bulunur.

Tandır kurumadan önce Şurt üzerine ve tandırın içerisine düzeltme işlemi yapılır. Buna “gogollama” denir. Gogollama parlatma ve dövme demektir. Eskiden taşla yapılırdı. Günümüzde ise küçük şişeler kullanılarak yapılıyor. Tandırın hem şurtu hem içerisi gogollanır, pürüzsüz bir hale getirilir. Ayrıca şurtun üzerine yoşa (kırmızı renkte doğal toprak boya) sürülür.

Tandırın dışında; tuğla kiremit gibi yapı malzemelerinden çiçek saksısı gibi süs eşyalarına, darbuka gibi müzik aletlerinden güveç, çanak, tabak, yayık gibi mutfak aletlerine pek çok ürün üretilmiştir

Dokumacılık

Ehram Dokumacılığı

Ana maddesi saf yün olan ehram; ince eğrilmiş koyunyününden düz yüzeyli bir dokumadır. Ard arda dokunan iki kanadın birleştirilmesinden ehram oluşur. Bir kanadın eni yaklaşık 90cm, Boyu 2.50/2.70cm civarındadır. Geleneksel dokuma tezgâhlarında üretilen ve kadınlar tarafından geleneksel sokak örtüsü olarak kullanılan dokumaya “ehram” denir.

Bütün aşamaları el emeği ve göz nuru gerektiren ehram ipliklerinin günümüzdeki rengi genel olarak koyunyünlerinin doğal rengidir. Yaklaşık elli yıl öncesine kadar çeyiz sandıklarında gelin ehramı olarak yer alan, daha sonra yaşlıların ehramı olarak gördüğümüz; fakat bu gün örneğini çok eski ehramlarda bulabildiğimiz, artık dokunmayan, örgüsünde doğal boyalı iplik kullanılan ve güvercingöğsü gibi yanardöner bir görüntü alan ‘’Akşam Güneşi’’ nakışlı ehramlar da mevcuttur.

Özellikle köylerde kullanılan ehramların ipliklerinin ceviz kabuğu, soğan kabuğu vb. doğal bitki boyaları ile boyandığı, bezemelerinde pembe, yeşil, açık mavi renklerin kullanıldığı, özel olarak yeşil, kırmızı, pembe, sarı ve mavi renkli ehramların dokutturulduğu, yaklaşık bin dokuz yüz altmışlı senelerde kullanıcılarına bağlı bir talep değişikliği olduğu, yünlerin doğal renklerinin tercih edildiği bilinmektedir.

Bu tür renklerin bazen tek başına, bazen de birlikte bulunabildiği ender de olsa hâlâ ehramlarda kullanıldığı görülmektedir. Rengi mavi olan ehramdan, yeşil ve kırmızı renkli “Akşam Güneşi” diye adlandırılan ehrama kadar nakışı sadece iki renkten ibaret olanlar da vardır.

Önceleri Ehramda kullanılan iplikler gibi kenar sularında ve nakışlarında kullanılan iplikler de doğal yollarla boyanır, orta ve kenar nakışlarında bu iplikler kullanılırdı. Yaklaşık elli yıldır doğal boyalı ‘mor’ kenar nakışı iplikleri yerine kalın taraklarda ehram yününden daha kalınca olan ‘’orlon’’ ince taraklarda ise yine ‘mor’ yerine günümüz nakışlarında kullanılan nakış ipliği kullanılır olmuştur.

Ehram iplikleri yaban nanelerinin kökleri ile boyanırsa mor (patlıcan moru), ayva çekirdeği ile boyanırsa bordo, ceviz kozası ile boyanırsa yeşil, soğan kabuğu ile boyanırsa kiremit rengi elde edilir. İlgili rengi verecek bitki ile boyanan iplik, daha sonra da tuz veya şapla kaynatılır, renk vermesi önlenirdi.

Ehramın nakışları çeşitli anlamlar ifade etmektedir. Her bir nakış ayrı bir hikaye anlatır, kadınların yaşadıkları sıkıntı, hüzün ayrılık gibi olayları nakışlar yolu ile ehrama aktardıkları görülür.

Bayburt’ta ehram halen üretilmektedir. Sadece Erzurum’a ehram dokuyan ustalar mevcuttur.

Kilim Dokumacılığı

Kilimler fiziksel gereksinimlerin neticesi olarak ortaya çıkmıştır. Ancak; daha sonra insanların yaratıcılığı ve düş güçleriyle zenginleşmiştir. Kilimin Anadolu yaşantısında özel bir yeri ve kullanımı vardır. Kilimler köy yaşamında “doğumdan- mezara” kadar kullanılır. Doğadan esinlenerek kilimi dokuyan kadının iç dünyası, çeşitli renk ve desen sentezi halinde kilimlere yansımıştır.

Sadece çizgi ve şekiller değil renkler de adeta konuşur. Kırmızı aşktır, yeşil murattır, mavi umuttur, beyaz mutluluk, siyah matemdir.

Bayburt yöresinde kilim yapımında halkın “ağaç tezgâh”, “gergi ağacı”, “ip ağacı” gibi isimlerle adlandırdığı, ahşaptan yapılmış yarı yatık ıstar tipi tezgahlar kullanılır. Istar, taşınması, kurulması kolay, pratik, dikey çözgü sistemli dokuma tezgâhıdır.

Yörede kilimin kalitesi, halk arasında daha çok çözgü iplerinin incelik ve kalınlıkları, malzemenin cinsi, boya ve dokuma tekniklerine göre değişir. Yörede pamuk son yıllarda çözgüde kullanılmaya başlamıştır. Pamuk çözgülerde dokunsa bile, bu malzeme ile dokunan örnekler, değersiz sayılır. Yünden dokunan örnekler, her zaman iyi kabul edilir. Ayrıca elde eğrilmiş yünler, daha makbuldür. Yörede kilimler özellikle genç kızlar tarafından çeyiz eşyası olarak dokunduğundan dolayı, doğal boyayla yapılmış olanlar tercih edilir.

Kilim, diğer dokuma yaygılarında olduğu gibi mekan donatım malzemesi olarak ve genellikle kırsal yaşantıda eşyanın taşınmasında (çuval, heybe) fonksiyonel olarak da kullanılır Kilimler kullanım amaçlarına ve kullanıldıkları yerlere göre seccade, divan yastığı, yer sergisi, yük örtüsü gibi adlar alırlar. Anadolu’daki bir geleneğe göre kilim, yüklük, ocak vb. yerlerin önüne perde olarak da gerilir.

Bayburt yöresinde kilimleri Anadolu’daki diğer kilimlerle ortak özellik göstermektedir. Tek veya iki şak (parça) halinde dokunur. Seccade tipi örneklerde, kenar suları üsluplaşmış lale, karanfil ve hayat ağacı benzeri motiflerle süslenmiştir.

Kilimlere işlenen her motifin bir anlamı ve dili vardır. Tarih sürecinde motiflerin değişimi ve aldıkları anlam daha kesinleşmekte ve daha vurgulu bir biçim almaktadır. Kilimlerde bitkisel motiflerin yanı sıra kuş, geyik, arslan, koçbaşı gibi figürlü kompozisyonlarla geometrik motiflerde kullanılır.

Kilimde kullanılan yaprak, tabiattaki görünüşünün üsluplaşmış şeklidir. Bitkisel motiflerin yoğun kullanıldığı yerler Bayburt, Erzurum/Bardız ve çevresidir.

Kilimde ne kadar delik bulunursa kilimin yapısı da o derece zayıflar. Bu nedenle ilikler çeşitli şekillerde yok edilir. Motiflerin oluşması için “tapestry/iliştirme” tekniği denilen özel bir teknikle ilikler yok edilerek dokunmuştur. Bu da bitkisel motiflerdeki yuvarlak hatların oluşturulmasını kolaylaştırmaktadır.

Kilim dokuyan insanlar, çeşitli duygularını motiflerle dile getirmişlerdir. Yıldız motifi dokumada mutluluk, iyilik, aydınlık, ışık ve kahramanlığı simgeler. Koçboynuzu, bereket, kahramanlık, güç ve erkekliği sembolize eder. Bukağı, aile birliklerini ve aşkların devamlılığını sembolize eder. Sandık, evlenme ve çocuk sahibi olma isteğini sembolize eder. El, parmak, tarak motiflerinin evliliği ve doğumu kem gözlerden koruduğuna inanılır. Göz, nazara karşı kullanılan bir motiftir. Çengel, kem göze karşı kullanılan bir motiftir. Ejder, mitolojik bir yaratıktır. Büyük bir yılan olduğuna inanılan ejder, hazinelerin ve hayat ağacının koruyucusudur. Kurt ağzı, kurt izi, göçebeliği sembolize eder. Çiçek, cenneti sembolize eder. Elibelinde motifi, anneliği, doğurganlığı ve bereketi sembolize eder. Hayat ağacı motifi yapraklı ise uzun ömürlülük, çiçekli ise, güzellik artırımı anlamlarını taşır. Kenar motifi olarak kullanılan yol / kıvrımlı yol motifi, hayat ve sırat yolunu simgeler. Göçebeler için göç yolu önemlidir. Bu çileli yolculuğun dokumalara yansıyış şeklidir. Merdiven motifi, Allah’a ulaşmak için kullanılan basamaklar olarak görülür. Kişinin mertebesini gösterir. Kuş motifi süslemelerde, ölüm, güzellik, uğur, uğursuzluk, kuvvet, kudret, benzetme, yüceltme gibi konuların sembolü olarak kullanılır.

Kilimlerin Kullanım Alanları

Bir eşyayı, nesneyi değerli, önemli kılan etmenlerden birisi de hayatımıza girme sıklığıdır. Kilim yakın geçmişe kadar Bayburt’ta en fazla üretilen ve günlük hayatın içerisinde en fazla yer alan dokuma olarak varlığını devam ettirmiştir.

Duvar Kilimi: Oda duvarına asılır. Takriben 2x1.30 metre boyutlarında olurlar.

Sedir Kilimi: Hamamlara gidildiğinde kadınlarca sergen olarak kullanılır. Takriben 2x1.30 metre boyutlarında olurlar. Her evde en az bir sedir kilimi bulunur.

Makat Kilimi: Üzerinde oturulmak amacıyla kullanılır. Ahşaptan yapılan, yerden yüksekçe ve adına yerel olarak makat denen peykenin üzerine serilir.

Oda Kilimi: Evde oda gibi mekânların zemininde kullanılır. Boyutları kullanılacağı yere göre değişir.

Bohça Seccadesi: Geline altın takanlara, altın karşılığı olarak göndermek amacıyla bohçaya konur. Yaklaşık olarak 130x80 cm boyutlarında olur.

Dasdar: Hamurun çabuk mayalanmasını sağlamak amacıyla kullanılır. Tandırın yanına serilir, üzerine beyaz örtü yayılır, ekmek hamuru yoğrulduktan sonra kuntlara ayrılır, örtünün üzerine dizilen ekmek hamurları dastarın üzerinde ekşitilir.

Yolluk: Özellikle odalara gidişlerde bulunan avlulara serilir.

Heybe: Yolculuk için ihtiyaç duyulan; ekmek, lor gibi yiyecekler taşınır. Yanı sıra gidilecek yere veya satın alınan yerden eve götürülecek yiyecek türü şeyler heybede taşınır. İki gözü bulunur.

Hemençe: Heybeden biraz daha küçük ve tek gözlü olur.

Belleme: Atı, soğuk ter gibi etkilerden korumak amacı ile eğerin altına serilir.

Beşik: Çocukları uyutmak için kullanılır. Tavandan asılan beşikler kilimden yapılır ve takriben 100x60x60 cm boyutlarında olurlar.

Kapı Arkası Kilimi: Kilim, kışın kapının arkasına asılarak soğuğun içeriye girmesini önlemek ve/veya sıcağı içeride muhafaza etmek amacıyla kullanılır.

Oya İşleri

Bayburt’ta kadınlar tarafından yapılan işlerin genel adı el işleridir. El işleri daha çok çeyiz olarak hazırlanır. Evin içerisindeki yatak örtüsü, bohça, yastık kılıfı, perde gibi pek çok amaçla el işleri yapılırdı.

Kanaviçe: Kanaviçeden yatak takımları, çarşaf takımları, makat takımları elbise örtüleri, şilte örtüleri, raf, tecir örtüleri, sedir örtüleri, bohçalar, makine örtüleri, çocuk kundakları işlenir. Kanaviçe genel olarak hasse türünden beyaz kumaşa işlenir. Desene göre renk belirlenir. Hassenin üzerine işlenecek kanaviçe desenin genişliğine göre kanaviçe kesilir işlenecek yere kanaviçe yerleştirilir, teyel yapılarak tutturulur. Kanaviçenin örneğine ve renklerine bakılarak işlenir. İşleme işi bitince Kanaviçe iplikleri sökülür. Günümüzde iplik sarma işleri makineler yolu ile yapılmaktadır. Daha eski yıllarda telis çuvallıklara Kanaviçe işlenir, adına fıstık iğne denirdi. Kanaviçe yaparken kullanılan malzemeler: Hasse kumaş, Kanaviçe ipliği, Kanaviçe, teyel ipliği, küçük makas, Kanaviçe örneği, Kanaviçe iğnesi.

Beyaz iş: Adını kullanılan kumaşın rengi olan beyazdan alır. Renkli iplik kullanarak beyaz pamuklu veya keten kumaşların üzerine nakışlar işlenir. Kumaş beyaz olduğu için beyaz iş diye bilinir. Hasse kumaş alınır, yapılacak işe göre boyutları belirlenir, ona göre biçilir, kesilir. Eskiden kullanılacak desen; desen mumuyla kumaşa aktarılırmış. Desen kumaşın altına konulur, üstten kumaşa mum sürülerek desen çıkarılırmış. Sonraları parşömen kağıt da kullanılmaya başlanmıştır. Desen çıkarmak için parşömene çizim yapılır, yapılan çizim kumaşa aktarılır. Hasse kumaş yere yayılır, parşömen kağıdının altına kopya kâğıdı konularak desen çizilir, çizilen desen kumaşa aktarılmış olur. Deseninin işlenecek kısmından bir bölümü kasnak bezler ile kasnağa gerilir. Kasnak içerisinde kalan desen iğne ve iplik kullanılarak işlenir. Desen önce küçük zikzaklarla işlenir daha sonra zikzağın üzerine kordon konularak, kordun iplik ile sarılır. Kasnaktaki işleme alanı bitince işlenen yerin kordonunu sarıldığı yerden delikler makasla kesilerek açılır. İşlenen bölüm bitince bir başka bölüm kasnak içerisine alınır, desen tamamlanıncaya kadar işlemeye ve nakış boşluklarını kesmeye devam edilir.

Beyaz İş Malzemeleri: Hasse kumaş, nakış makarası ipliği, parşömen kâğıt, beya deseni, desem mumu, kasnak, beyaz iş kordonu, kasnak bezi, kopya kâğıdı. Beyaz işten yatak takımları, yastık, çarşaf takımları, makat takımları şilte örtüleri, elbise örtüleri, masa, sehpa, vitrin örtüleri, perdeler işlenir. Yatak örtüsü, yastık kılıfı, makat takımı ve bohçalara vb. daha çok gül, çiçek motifleri işlenirdi.

Dantel: Beyaz dantel ipliği ve tığ kullanılarak elde çeşitli desenlerde örtüler örülür. Dantel; tamamı elde tığ ile örülmüş örtü demektir. Dantelden yatak takımları, çarşaf kılıf takımları, masa, sehpa, vitrin takımları, makat (sedir-peyke) takımları, elbise yakaları, perdeler, bohçalar örülür. Dantel örmede kullanılan malzemeler: Dantel ipliği, tığ.

Etamin: Adını delikli olan etamin adlı bezden alır. Daha çok masa örtüsü, karyola örtüsü, namazlık yatak takımı ve tecir takımı işlemede kullanılırdı. Etamin işlemek için etamin kumaşı, etamin iğnesi, renkli veya simli iplikler kullanılırdı. Etamin kumaşı delikli bir kumaştır. Kanaviçe ve fıstık işi işlenirdi.

Çin iğnesi: Oldukça sabır ve el mahareti isteyen bir el işidir. Kumaş görünmeyecek kadar iğne ile iplikler atılarak işlenir. Daha çok akvil, düşes (sonraları saten düşes) hasse gibi kumaşlara işlenir. Çin iğnesi elde veya makinede yapılır. Önceleri sadece elde işlenirdi, daha sonraları kandıra ipliği ile işlenmeye başlandı. Elle işlenirse çamaşır ipliği, makinede de işlenmeye başlamıştır. Makinede işlenirse nakış ipliği kullanılır. Çin iğnesi ile daha çok yatak takımları, bohçalar, karyola örtüleri, vitrin takımları, sehpa takımları, seccade (namazlık) ve namaz başörtüleri işlenirdi.

Kadama işi: Kadama işi kadife ve ipek kumaşın üzerine çamaşır ipeği (floş) ipliği, kandıra ipliği veya simli iplik ile desenin üstü sarılarak işlenir. İşleme yapılacak desenin altında desene uygun olarak kesilmiş ince deri nedeni ile desen işleme kumaş yüzeyinden biraz daha kabarık olurdu. Kadama işine kadama yapılacak olan kadifenin hazırlanması ile başlanır. Kumaşın üzerine kopya kâğıdı konur, işlenecek desen kopya kâğıdının üzerine yerleştirilir ve desen çizilir. Çizilen motif kumaşa aktarılmış olur. Desenin silinmemesi için desenin etrafından teyel ipliğiyle küçük teyel alınır. Desen ayrıca ince bir deriye çizilir. Deriye çizilen desenler tek tek kesilir. Kesilen desenler tek tek kadifenin üzerine teyel alınan yerlere yapıştırıcı kullanılarak yapıştırılır. İşlenecek olan desen kenarlarına kasnak bezi konularak kasnağa gerilir. Dikiş ipliği iğneden geçirilerek iki kat yapılır, düğüm atılır. İki kat ipliğin arasından sim geçirilir ve kadifeye yapıştırılan desen simle işlenirdi. Kadamadan bugün kadın halkoyunları kıyafetlerinde görülen kadifeye üç etekler, karyola örtüleri, bohçalar, şilteler ve kırlentler kadama işlenerek yapılırdı. Her nişanlı kızın, oğlan tarafından gelen nişan selesinde muhakkak içerisinde gelinin çamaşır ve havluları bohça edilerek peştemaal hamamına ve gelin hamamına götürülmesi için kadama işli bohçaya konurdu. Malzemeler: Kadama işi genel olarak kadife ve ipek kumaşın üzerine işlenir. Sim ipliği, kopya kağıdı, ince deri, teyel ipliği, el dikiş ipliği, kasnak, kasnak bezi, nakış makası.

Tülbent (Leçek) Yazma ve Başörtüleri

Leçek: Tülbentin kenarları tığ oyası, iğne oyası, boncuk oyası filkete ile pul oyası, mekik oyası ile yapılınca adı leçek olur. Leçek kadınların en çok kullandığı başörtüsüdür. Tülbent beyaz olur. Kare şeklinde kesilen tülbentin kenarına boncuklu iğne oyası, boncuklu tığ oyası, pulla filkete vb örülür. Mekik oyaları yapılarak tülbentin kenarlarına dikilir. Malzemeler: Tülbent (leçek), ibrişim, naylon iplik, kandıra, pul, boncuk, boncuk iğnesi filkete, tığ, mekik, şiş, iğne oyası iğnesi. Namaz başörtüsü tülbenti 1.5 x1.5 m boyutlarında olur. Kenarlarına iğne, tığ, mekik ve filkete oyaları yapılır. Tepe kısmına ise kandıra ipliğinden hesap işi Kanaviçe veya çin iğnesi işlenir.

Yazma: Yazma leçeğin renklisidir. Yazma kenarlarına tığ oyası, mekik oyası, iğne oyası yapılır. İğne oyalarında ibrişim ipliği kullanılır. Günümüzde yazma ve tığ oyalarında genel olarak naylon iplik kullanılır. Lif elbezi ve tutacaklar makine yünü veya orlon ipliği ile çeşitli örneklerle rengârenk tığ veya şişle lif el bezi tutacaklar örülür. Seccade(namazlık) seccadeler hazırlanmış yün ipliklerle rengarenk boyanarak kilim tezgahlarında çeşitli dedenlerle örülür. Etamin seccadeler üzerine renkli iplik veya simli ipliklerle işlenir. Yün seccade(namazlık)malzemeleri, hazırlanmış yün kök boya eriştelik iplik. Seccade(namazlık) ayaklık, beyaz hasse veya patiska bezinden ayak kısmına 5_10 cm genişliğinde kesilerek kenarları dikilir. Uç tarafı beyaz iş veya Kanaviçe işlenir. Sofra takımı sofra bezi kumaşı alınarak kare şeklinde kesilir. Peçetelik 12 parçaya bölünür. Kenarlarına tığ oyası örülerek dikilir. Kumaş kareli ise iplikle fıstık işi işlenir.

İğne Ardı: Daha çok perde ve elbise örtüsü işlemede kullanılmıştır. Perdelerde iğne ardı işi ile çeşitli desenlerin yanı sıra at, insan figürü gibi figürlere de yer verilirdi. Köroğlu Destanından atın üstünde Köroğlu ve onun atının yularından tutmuş bir Ayvaz motifi yaygındı. Motifin altına genellikle Köroğlu Hikayesinden bir dörtlük yazı ile işlenmiş olurdu. Telli Nigar’ın oğluna seslendiği ilk mısraı “Gitme oğul gitme seni bulurlar” diye başlayan dörtlük gibi ayrılık ve gurbet istemeyen dörtlükler tercih edilirdi.

Hesap işi: Nakışın sayılar ile ortaya çıkarılması sanatıdır. Namaz başörtülerinin tepe kısmına uygulanan bir iştir. Yaklaşık kırk santimetre uzunlukta nakış işlenir. Daha çok geometrik şekiller ortaya çıkarılır. Kumaştaki ilmekler tek tek sayılır, sarma şeklinde işlenir. Sayılara dayalı desen çıkarılır. Bir dört arası ilmek alınarak sarılır. Kenarları iğne, mekik ya da tığ oyaları yapılırdı.