BAYBURT HALK KÜLTÜRÜ

Halk Teknolojileri

Bayburt’ta halk teknolojilerinin ihtiyaçlara göre ve yerel kaynaklar kullanılarak karşılanmaya çalışıldığı görülür. Üretilen araç gereçler geliştirilerek son halleri verilmiş, geleneksel şekilleri ile kullanılır hale gelmişlerdir.

İhtiyacı gidermek için geliştirilen aleti yapan ustalar yapım tekniklerini kendilerinden sonrakilere de öğreterek hem sanatlarının gelişmesini hem de aleti yapacak sanatkarların yetişmesini sağlamışlardır.

Bu şekilde ayrılan meslekler kendi alanlarında uzmanlaşmaya başlamıştır.

Halk teknolojilerinin kullanımında yerel kaynakların değerlendirilmesine çalışılmıştır. Yerelde bulunan toprak, metal, yün, ot, ağaç gibi maddeler öncelikle değerlendirilmiştir. Böylece her şeyin en ekonomik biçimde üretilmesine, yerel kaynakların ekonomiye kazandırılmasına çalışılmıştır.

Tarım teknolojileri

Tarım teknolojilerinin üretiminde hem demircilerin hem marangozların hem de semercilerin rol aldığı görülür. Çeşitli iplik, kem gibi dokuma ve örgüler de kullanıldığı için kem ve iplik örücülüğü de teknolojiyi destekler.

Keser, ayak keseri, balta, satır, bel küreği, kazma, kürek gibi aletler demirciler tarafından yapılan el aletleridir. Hayvanları için nal, toprağı sürmek için saban demiri, kotan demiri gibi aletler de yine demirciler tarafından yapılır.

Toprağı sürmeye yarayan sabanda boyunduruk ile saban arasında yaklaşık 4-5 metre boyunda ok bulunurdu. Bu ok ahşaptı ve yaklaşık 10x15 ebatlarında pelit gibi sağlam ve hafif ağaçtan yapılırdı. Bu bölüm boyunduruk ile sabanın toprağa işleyen bölümünün bağlantısını sağlardı. Okun boyunduruk kısmında 4 adet korzevel deliği bulunurdu. Bağlantı noktası ileri alınır ise toprak daha yüzeysel sürülür, en uç tarafa alınır ise toprağı daha derin sürebilirlerdi.

Atlarda boyunduruk kullanılmazdı. Tarla sürme işlerinde eğer at çalıştırılacak ise atlar “hamut’a” bağlanırdı. Hamut dışı deri içerisi ahşap malzemeden yapılır ve atın boynuna takılırdı. Hamut semerciler tarafından yapılırdı.

Kotan sabana göre daha geniş ve daha derin sürmeye uygun olarak metalden yapılırdı. Sabanın oku bulunurdu, kotanın oku olmazdı onun yerine zincir kullanılırdı. Toprak eğer daha derin sürülmek isteniyor ise zincir 4-5 metreye çıkarılır uzun uzun tutulur, toprağı daha yüzeysel sürmeler için 2,5 -3 metrelik zincir mesafesi yeterli olurdu.

Tarla sürülürken oluşan toprak kerseklerini (topak) kırmak, tohumun toprakla düzleşmesini sağlamak için kullanılan alere tapan denir. Çalı tapanı kuşburnu, yaban eriği, söğüt gibi ağaçların dallarından yapılır. İkinci tapan türü ise “tahta tapandır.” Bu tapan harman öncesi harman yerinin düzleştirilmesinde kullanılır.

Orak: Tamamı metalden demirciler tarafından yapılırdı. Orak özellikle kır ve maç tarlalarda buğday gibi ürünlerin biçilmesinde kullanılırdı.

Tırpan: Ot biçen kısmı demirden, demirciler tarafından, sapı ise ahşaptan yapılırdı. Tırpan ot-tahıl gibi bitkileri biçmede kullanılırdı.

Harman Döveni: Harmanda ekinlerin sap ve tanelerini ayırmak için kullanılırdı. Yaklaşık 5 santimetre kalınlığında çam kalasları kullanılarak imal edilirdi. Altında küçük kanallar açılır bunların içine keskin çakmak taşı yerleştirilirdi. Buğday vb sapları harmana yuvarlak olarak yayılır, gem bunların üzerine yerleştirilir, bir çift öküz veya binek hayvanları boylarına uygun uzunlukta koşulur, üzerin öküzleri yönetecek biri biner, sürekli sapın üzerinde dönülürdü.

Dibek: Bayburt’ta haşıl ve gendime pilavı gibi yemekler yarma-gendime ile yapılır. Yarma-gendimeyi yapmak için dibek taşı kullanılır. Dibek taşı çeşitli ebatlarda olmakla birlikte genellikle 50 cm derinliğe kadar içi oyulmuş taştır. Havanın büyüğüdür.

Tandır

Tandırın hammaddesi topraktır. Toprak çamur haline getirilir, içerisine saman katılır, iyice kıvam buluncaya kadar çiğnenir. Ele alındığında bulaşmayacak kadar sertleşmiş; fakat kurumamış hale gelince kıvam bulmuş olur. Tandırın yapımına başlanır. Hamur fitil yapılır. Fitil yapma; yapılacak tandırın çapı uzunluğunda, yaklaşık keser sapı kalınlığında çamuru yuvarlak hale getirmedir. Bazı köylerde bu işleme moloz da denmektedir. Fitil biçimince kesilen çamur tezgâh üzerinde yuvarlanır. Uzunluğu tandırın uzunluğuna göre belirlenir.

 70 cm’den başlayarak yaklaşık 10 ar santim olarak arttırılmak suretiyle 120 cm ye kadar büyüklüklerde tandır yapılır. Dolayısı ile fitilin boyu yapılacak tandırın boyuna göre değişiklik gösterir. Çapı da tandırın büyüklüğüne göre değişir.

Tandır boyutları talebe ve kullanılacak yere göre değişmekle beraber Bayburt’ta genel olarak iki tip tandır üretilmiştir. Bunlardan büyük olanının yüksekliği 100 cm küçük olanın yüksekliği ise 75 cm olurdu.

Altta bir havalandırma deliği bulunur. Buna “küvle” denir. Küvle tandırın atındaki ağızdan başlayarak tandırın üst hizasına kadar uzanır, tandır uzunluğunda olur.

Tandır dualarla çukura indirilir. Tandır tez ısınıp geç soğusun diye etrafı çakıl ile doldurulur. Her evde 2 tandır bulunurdu. Evin ekmek ihtiyaçları tandırda pişirilerek karşılanırdı. Ekmek yapılacak hamur en son adına “irapata” denen ön tarafı bez, arka tarafı tahta veya dışı bez içi ot ya da saman olan, söğütten yapılma ve el ile tutmak için tutamağı olan araç ile tandıra yapıştırılırdı. Kışın tandırın üzerine tahta iskemi konulur üzeri adına çul denen ve içerisi eski çuval, bez gibi eskimiş ve artık çuval olarak kullanılma imkânı kalmamış olan dokumalar konulmuş bir çeşit yorganla kapatılırdı. Bu yorgan bir çeşit ısı izolasyonu sağlardı.

Değirmen

Bayburt’ta tarım teknolojilerinin biri de yatay su değirmenleridir. Bu değirmenler tahılı iki taşın arasında una döndürülüyordu. Değirmen taşları altta bulunan ve suyun hareket ettirdiği bir çark ile dönen iki taş ile öğütme işini yapıyorlardı. Taşın üstünde değirmen ambarı bulunuyordu. Tahıllar buraya dökülür, buradan ahşap bir oluktan geçerek değirmen taşının ortasındaki boşluğa akar, oradan iki taşın arasına geçer, öğütülür ve taşların arasına tahıl olarak giren buğday-arpa vb. un olarak önündeki unluğa akardı. Tahılın una döndürülmesi, yem kırılması işleri değirmen taşlarından fabrikasyon üretime geçince halk teknolojisi olan değirmen taşlarına talep azalmış, günümüzde yapılmaz olmuştur.

El Değirmeni: Bulgur çekme işi el değirmenleri ile yapılırdı. El değirmeni iki silindirik taştan oluşurdu. Alt taşın ortasında bir demir veya ahşap mil ve üst taşta bulunan bir koldan ibaretti. Taşların biri altta sabit dururdu. Üstteki taşın üzerinde taşın kenarına yakın bir yerde bir kol bulunurdu. Bu taşın ortası delikti. Üst taşın ortasındaki delik alt taşta bulunan mile yerleştirilir, el değirmeni çalışmaya uygun hale getirilirdi. Üst taşta bulunan delikten içeri el ile buğday dökülürdü. Dökülen buğdayın kırılması için üstteki hareketli taşın üzerindeki ahşap kol yardımı ile ve elle döndürülür, bulgur çekme işi bu şekilde yapılırdı.

Aydınlatma Gereçleri

Bayburt’ta üç farklı aydınlatma gereci geliştirilip kullanıldığı görülür.

Fiske: Daha çok tenekeden yapılırdı. Alt tarafı yuvarlak olur, yukarıya doğru daralarak sadece keçe-keçi kılından örülmüş bir fitilin sığacağı büyüklükte ağzı bulunurdu. Fiskenin içerisine hayvan veya bitkilerden elde edilmiş yağlar veya gaz yağı konur, üstündeki fitil yakılarak ışık kaynağı olarak kullanılırdı. Solgun ve kısa mesafeli bir ışık sağlardı. Kokusu rahatsız ediciydi. Etrafına sürekli koku yayardı.

Mum: Çeşitli yağlardan elde edilen kalıplar içine keçe veya pamuktan yapılan fitilin yerleştirilmesiyle mum yapılırdı. Fitil yanarken alevden çıkan ısı etkisiyle fitilin dibindeki katı mum sıvılaşır. Sıvılaşan bu eriyik fitil üzerindeki ısı etkisiyle buharlaşır. Mum buharının yanması sonucunda da alev oluşur. Oluşan bu alev de ışık yayar. Bu döngü katı mum bitene kadar devam eder. Mumun avantajı is çıkarmamasıyken dezavantajı az ışık yayması ve uzun süreler dayanamamasıydı.

Gaz Lambası: Petrolün rafine edilmesiyle gaz yağı üretildi. Üretilen gaz yağları diğer kullanım alanlarının yanı sıra aydınlatmada da kullanıldı. Gaz yağı bir hazne içerisine doldurularak, pamuk veya keçeden yapılan bir fitil vasıtası ile yakılır. Fitil, zamanla yandıkça kısalır bu sebeple uzun tutulur ve bir vana sistemi kullanılarak boyu ayarlanır. Yanan alev rüzgârdan etkilenmesin diye cam bir fanus içindedir. Evlere elektrik gelip ampül kullanılana dek en çok kullanılan aydınlatma aracı gaz lambaları olmuştur.

Isıtma Gereçleri

Mangal: İlk ısınma aracı olarak mangal kullanılmış. Mangallar dört ayaklı olarak metalden yapılmışlardır. Mangal yapımında demir, bakır, pirinç ve sac gibi metaller tercih edilmiştir. En ucuz olanları sobacılar tarafından sacdan yapılanlardı.

Maltız: Maltızlar, mangallardan sonra ortaya çıkmıştır. İskeleti sac veya bakırdan yapılırdı. İç yüzü pişmiş toprakla yapılmış sıva veya ateş tuğlasından olurdu. İki yanında iki kulpu bulunurdu. Yer değiştirmesi kolaydı. İçerisindeki ızgaralar sayesinde yemek pişirmede de kullanılırdı. Ayrıca maltızların yapımında kullanılan ateş tuğlaları ısıyı tutardı.

Tezek: Günümüzde halen dahi ısıtma amacıyla kullanılan tezek, geçmiş yıllarda da en çok tercih edilen ısıtma yöntemlerinden biriydi.

Soba: Maltızları takiben sobalar yapılmaya başlanmış. Sobalar üç ya da dört ayaklı olurdu. Sobaların yapımında sac kullanılmıştır. Fırınlı veya fırınsız sobalar bulunurdu. Fırınlı sobalarda patates gibi yiyecekler de pişirilirdi.